TERBİYESİ SUDAN DURU BİR DEĞERİMİZ
Hayatımızın merkezinde bizim sevgi ve insani anlayışımıza şekil veren yakınlarımız vardır. Benim de aynı özellikteki bir yakınım olan ve yakalandığı amansız hastalık nedeniyle geçtiğimiz günlerde dünyaya gözlerini yuman amcam Şamhalil Şafaktır.
Çok yakın bir zamanda hayata veda eden bu dünya iyisi canımız nefes aldığı sürece çevresine ve yakınlarına hep hoşgörü ve sevgi anlayışı ile yaklaştı. Büyüklerinden edindiği hasletleri öz yakınlarına, komşularına ve çevresine hissettirmede özel bir davranış biçimi sergileyen amcam kibir, kıskançlık, nefret duygularından uzak dupduru bir karakter anlayışı ile hareket ederdi. Tek bir kişi bile onu başkalarını kötülerken, dedikodusunu yaparken, çekiştirirken görmedi. Duygularını ve sevgisini katıksız, saf ve ön yargısız bir tarzda yanı yöresine dağıtan, bunu yaparken de hiçbir art niyet anlayışı taşımaksızın tertemiz bir yakınlaşma ile ahlaki anlayışını öne çıkaran bir yapıdaydı.
Çalışmak, onun hayatında vazgeçmediği, yaşantısının merkezine aldığı bir davranış biçimiydi. Sabahın erken saatlerinden başlayıp akşamın geç saatlerine kadar evinde, ocağında hareket halinde olan, tarlada ve çayırda buram buram teriyle emek harcayan, bu emeğini yaşamış olduğu ocağın her ferdine kolaylık sağlayacak şekilde aktarabilen bir anlayış içinde oldu yıllar boyu. İçtiği suyun, yediyi ekmeğin hangi kaynaktan geldiğini sözleriyle değil de hareketleriyle hissettirmesi taktire layık bir davranıştı. Gençliğini ve olgunluk dönemini ömrünü sürdürdüğü Aşık Şenlik Beldesinde kol gücüyle çalışarak geçiren bu örnek insan yaşadığı dönemin her safhasında üretmek ve ürettiklerini kendinden sonraki evlatlarına bırakmak için bir gayret içinde olduğunu etrafında yaşayan bizler gururla izliyorduk. Yakından tanıyan herkes onun nasıl yapıda bir kişilik olduğunun farkındaydı. Hiç kimsenin onurunu incitmeden, saygı ve sevgi anlayışı içinde hareket eden, çevresindeki insanlara insani bir yaklaşım gösterip, içten gelen samimi duygularını hissetiren biri olarak bilinirdi ki, bu onun doğal bir haliydi.
Ondan örnek alacağımız o kadar güzel davranış biçimleri vardı ki, saymakla bitmez. Konuşurken karşısındaki kişilere (ister büyük, isterse küçük olsun) olan saygılı davranışları, ihtiyacı olanlara en önde onun koşması, büyüklerine karşı son derece hürmetli hareket etmesi ve bunları yaparken hiçbir karşılık gözetmemesi zamanımızda az bulunan bir farklı özellik olsa gerek.
Hayatımda onun özellikle yakınlarına nasıl bir sevgi beslediğini başımdan geçen hayati iki örnekle ifade etmeğe çalışacağım.
-Yazın çok sıcak geçtiği Temmuz ayı içindeydik. Ben 8-10 yaşlarındayım. Amcamla öküz arabasıyla çayırdan ot getirmek için sabahın çok erken saatinde yola çıktık. Arabayı otla doldurup köye dönerken bir çukura rastlayan arabamız otla birlikte yan yattı. Ben uykulu halde ve üzerime çöken yorgunluk nedeniyle ot arabasıyla birlikte aşağıya düşmüşüm. Şiddetli bir düşüşten olacak ki oracıkta baygınlık geçirmişim. Amcam büyük bir korku ve telaş içinde yakındaki dereden kendi lastik ayakkabısı ve avuçlarıyla su taşıyıp yüzüme sürerek beni orada uyandırmak için ne büyük çaba içinde olduğunu hayal meyal hatırlıyorum. Bunu yaparken benim sağlığımın tehlike arzettiğini o anda farkedemedi ama ben onun nasıl insani bir yaklaşımla hayati bir duruma engel olduğunu şimdilerde anlayabiliyorum.
-Çocuk denecek yaştayım. Yine amcamla birlikte bir arpa tarlamızı biçerken acemilikten olsa gerek parmağımın birisini tırpana kestirdim. Öyle bir kesik ki adeta kemiğime kadar… Deli düzün ortasında ne bir ilaç, ne sargı bezi ne de parmağımdaki çok derin kesiğe müdahale edecek bir sağlık malzemesi var. Ben acıdan bas bas bağırıyorum. Amcam yanı başımda dizlerini dövüp ne yapacağını düşünüyor. Sonunda nereden bulduğunu anlamadığım bir bez parçası bulup onu yakarak külünü parmağımın kesik yerine bastırıp kendi atletinden temiz bir parça kopararak sarıp sarmaladığını, beni de akşama kadar çalıştırmadan bir gölge yer bulup orada dinlendirdiğini taktir duyguları içinde hatırlıyorum.
Hemen her insanın yakınını bir şekilde koruyup kollayacağını biliyorum ama soyumuzun bu birinci nesil elamanı olan amcamın çocuk yaştaki bir yeğenine olumsuz şartlar içinde dahi canhıraş bir tarzda yardımına koşması onun pırlanta kalpli ve dupduru bir insan olduğunu da göstermiyor mu?
Ahlaki terbiyesinin her bir zerresini evlatları olan Kurbanali’ye, Barış’a, Nursen’e ve Ebubekir’e miras bırakıp uçmağa varan amcam,
Otağın cennet olsun…!