CEMAL ŞAFAK

Tarih: 19.11.2022 13:47

ÖĞRETMENİN IŞIĞINI KÖRELTMEYİN

Facebook Twitter Linked-in

                              ÖĞRETMENİN IŞIĞINI KÖRELTMEYİN…!
     Son günlerde kutsal bir meslek olarak kabul edilen öğretmenliği çiğnenip atılmış bir artık gibi görenleri izliyoruz. Onların hiç de hak etmedikleri bu amaçsız ve gereksiz sınav uygulamalarına muhatap olmaları içimizi kanatıyor.

     Düşünsenize bir, istikbali olan bir genç üniversiteye girerken öğretmenlik mesleğini tercih ederek iki defa sınava giriyor. Başardıktan sonra da 4 yıllık öğrenim sırasında bütün derslerden sayısız vize ve final sınavlarına muhatap oluyor. Bitti mi? Bitmedi. Mezuniyet sonrası atama öncesi çok yoğun bir sınav programının içinde buluyor kendini. Bazıları kazanıyor ama ataması yapılmıyor. Bazıları ise “olmadı tekrar” diyerek yeni sınavlarla muhatap oluyor. Yaklaşık 15-20 yıl görev yaptıktan sonra birileri çıkıp sizleri yeniden sınava tabi tutacak. Kazanırsan senin aylık ücretine ekleme yapacak ve sana “Uzman” ya da “Baş Öğretmen” unvanı verecek. Pedagojinin “P” sinden anlamayan bu öngörüsüz anlayış bu değerli şahsiyetleri hangi uçurumdan yuvarladıklarını fark etmiyorlar galiba. Yeni yetişen neslimize ışık saçan bu kıymetlerin ışığını köreltmeyin lütfen. Bu sınavda başarılı olanlar bir yana başarısız olanların ruh hallerini perişan etmeyin. Öğretmen sınavla iyi öğretmen olmaz. Pedagojik yaklaşımla, seminerle, hizmet içi eğitimle üstün bir vasıf kazanır. 4 seçenek arasına sıkıştırılmış bir öğretmenden ne bekliyorsunuz ki?

     “Öğretmenler Günü” için hazırlandığımız bu günlerde bir öğretmen olarak öğrencilerime hitaben dillendirdiğim aşağıdaki duygularımı sizlerle paylaşmak istedim. Sınavla değil de yüreğiyle bu mesleği 32 yıl yürüten bir öğretmenin duyguları olarak kabul edin aşağıdaki sözlerimi. Bu ülkenin geleceği için canını feda etmiş ve hain kurşunlara hedef olmuş şehit öğretmenlere “Şehit Baş Öğretmen” unvanını da biz zaten verdik. Ruhları şad olsun…!

      Benden Sizlere,

     1970 yıllarda uzak köylerden nefes nefese, üst başları perişan halde ve dizlerine kadar kar ve buz içinde koşup gelen Selim Lisesindeki aydınlık yüzlü öğrencilerimi,

   Yine 1970 li yıllarda okullarına gidebilmek için kendi sokaklarındaki komşu gençlerinden karanlık fikirler yüzünden kopuk yaşayan, meçhul bir bıçakla sanki bir elma gibi ortadan ikiye ayrılmış Kars Cumhuriyet Lisesi öğrencilerimi,

    Sarıkamış’ın o soluğumuzu bile donduran soğuklarında sınıflarımızı varlıklarıyla ısıtan sıcak gönüllü öğrencilerimi,

    1980 li yıllarda Aydın Umurlu’daki o portakal çiçeği kokan sokaklarından koşarak gelen bilgiye aç Aydın Umurlu Lisesi öğrencilerimi,

     Yine 1980 li yıllarda geceleri tuttuğumuz nöbetlerde bana okuttukları “Anne” konulu yazıyla duygulanıp sıralara kapaklanıp sessizce ağlayan kız öğrencilerimi,

     1990 lı yıllarda gözlerinden zeka fışkıran, okudukları okulu bütün Türkiye’nin tanıdığı bir ekol haline getiren Aydın Adnan Menderes Anadolu Lisesi öğrencilerimi,

    Hain kurşunlarla hayatlarının baharında toprağa düşmüş şehit öğretmen ve öğrencilerimi,

    1990 lı ve 2000 li yıllarda Turan ellerinde tanıdığım uzaktaki yakın canlarım, Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesinin Türkiyeli, Kazakistanlı, Azerbaycanlı, Kırgızistanlı, Özbekistanlı, Türkmenistanlı, Kuzey Kıbrıslı, Bulgaristanlı, Kosovalı, Makedonyalı, Dağıstanlı, Altaylı, Tuvalı, Hakasyalı, Çuvaşistanlı, Kırımlı, Doğu Türkistanlı, Karaçaylı, Kerküklü, Gagavuzyalı, Yakutistanlı, Moğolistanlı, Tölevit ve daha nice nice öğrencilerimi Öğretmenler günü nedeniyle sevgi ile selamlıyorum.

         Günümüz siz var olduğunuz sürece var olacak.

         Sağlıkla kalın ve hep var olun…!

Hocanız,

Öğretmeniniz,

Muğalliminiz,

 Ağayınız,

Üstadınız,

Aksakalınız…

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —