Ne tam bir şarkıdır ne de susmayı bilir. Söylendikçe çoğalır, çoğaldıkça insanı alır götürür. Kimi zaman gurbete, kimi zaman sıla yollarına. Kimi zaman da insanın kendi çocukluğuna…
Karın sesi vardır bizim oralarda. Sessiz sanılır ama dinleyen bilir; bastıkça konuşur, sustukça anlatır. Çatılarda biriken kar, soba dumanına karışır. Pencereler buğulanır, camın ardında bir bekleyiş büyür. İçeride çay demlenir, dışarıda yollar kapanır. Yol kapanır ama hayat kapanmaz. İnsanlar yine güler, yine selam verir, yine ekmeğini paylaşır.
Kar yağar bardan bardan… Ve her tanesi yılların hasretini taşır. Gurbette olanın yüreğine düşer önce. Bir an durur insan, eli işten çekilir. Bir türkü çalar içinde; yarım kalmış bir cümle, söylenmemiş bir söz gibi. Ah der… Sonra vah der… Çünkü kar sadece soğuk değildir; kar, özlemin beyaz hâlidir.
Bizim oralarda kar yağınca yollar kapanır derler. Doğrudur. Ama gönüller kapanmaz. Çocuklar kızak yapar, analar tandır başında ekmek açar, babalar sobanın yanına biraz daha sokulur. Akşam olunca bir radyo sesi yayılır odaya; kimi zaman bir türkü, kimi zaman bir halk ozanının sesi… Aşıkların dilinde kar başka yağar, gurbet başka üşür. Sözü bitmez, acısı eksilmez; dinledikçe insan kendini bulur, dinledikçe yolunu hatırlar.
Kar yağar bardan bardan… Ve ozanlar bilir bu karı. Sözleri kar kadar eski, sesleri dağ kadar derindir. Gurbet bu sözü duyunca daha bir ağırlaşır. Sıla daha bir yakın gelir. İnsan gözlerini kapar; bir dağ yamacı düşer aklına, bir köy yolu, bir kış akşamı. Ayaz serttir ama hatıralar sıcaktır. O sıcaklıkla dayanır insan. O sıcaklıkla sabahı eder.
Bu satırlar sadece bir yazı değildir. Bu, söylenmekten yorulmayan bir ağıt, dilden dile gezen bir hatıradır. Okuyanı alır, kendinden alır. Kimi memleketine götürür, kimi hiç görmediği bir diyara. Ama herkesin içinden bir şey kopar mutlaka. Ufak ufak damlalar düşer gözlerden. Kimse fark etmez belki ama insan bilir: Kar sadece dışarıda yağmıyordur.
Kar yağar bardan bardan…
Kar yağınca şairler de değişir. Şiirlerini daha bir duygulu yazarlar. Kelimeler üşür ama mısralar ısınır. Kalemlerini, yazarlar kalemlerini daha bir coşkuyla tutarlar; sanki her dizeye biraz daha hasret, biraz daha özlem katmak isterler. Kar, şairin içini açar; suskunluk bile şiire dönüşür.
Bir de Çıldır Gölü buz tutar. O vakit göl susmaz; destan olur, hatıra olur, efsane olur. Üzerinden yürüyen ayaklar değil sadece, yılların hikâyesidir. O buzun altında nice sesler, nice türküler saklıdır.
Ve biz, her yağışta biraz daha insan oluruz. Biraz daha özleriz. Biraz daha hatırlarız. Gurbete rağmen, yola rağmen, kapanan yollara rağmen… Hayat devam eder. Türküler devam eder. Hasret hiç bitmez ama insan yine de yaşar.
Çünkü kar yağsa da bardan bardan, İnsan, memleketini içinde taşır her zaman.