Evet, 1921 Yılında Ardahan ve tüm ilçelerini düşman işgalinden kurtardık. Kurtuluşlarımız kutlu olsun!
Fakat Ardahan’ı tüm yönleriyle kurtarabildik mi emin değilim.
Bu konuya ben farklı bir açıdan bakarak Ardahan’ı daha anlamlı kılmaya çalışacağım. Ardahan’ın siyasal ve tarihsel sürecine girmeden günümüz Ardahan’ının ne durumda olduğunu ve daha fazla nasıl kurtarılabileceğine dikkat çekmek isterim:
Evet, Ardahan geçmişte Osmanlı döneminin en önemli yerlerinden birisidir. Kazım Karabekir Paşanın dediği gibi “Boğazlar boğazımız, Kars / Ardahan bel kemiğimizdir.” Bu söz Ardahan’ın önemi için çok ama çok değerlidir.
90 bin şehidin verildiği 45 yıl esaret altında kaldığı ve o zamanda bile kahraman bir Ardahanlının, bir Halk ve Hak Ozanı Aşık Şenlik’in ortaya çıkarak;
“Ehli islam olan işitsin bilsin, can sağ iken yurt vermeyiz düşmana.
İsterse Uruset ne ki var gelsin, can sağ iken yurt vermeyiz düşmana.” dediğini de hatırladığımızda o bölgenin ülkemiz için ne kadar önemli olduğunu anlamamıza yeter sanıyorum.
Evet, Göle 30 eylül 1920, Ardahan 23 Şubat 1921, Çıldır 25 Şubat 1921, Hanak ve Damal 1 Mart 1921, Posof 2 Mart 1921’ de siyasal anlamda düşman işgalinden kurtarıldı ama o günden bugüne hala ekonomik, sosyal ve kültürel anlamda kurtulabildi mi emin değilim.
Bunu da şundan anlıyoruz ki;
*Asya doğalgazının ülkeye giriş noktası olan Ardahan’ın tamamının hala doğalgazla tanışamamış olması ve hala tezekle ısınmaya çalışılması. Oysaki ileri tarım yapılan yerlerde tezeğin ham maddesi üretimde gübre olarak kullanılmaktadır.
*Üç tane sınır kapısı olmasına rağmen hala etkili bir sınır ticareti yapılamaması, Ardahan’ın ekonomisine katkı sunmaması ayrı bir sorun olarak karşımızda durmaktadır.
*Sınır kapıları geçişleri için onlarca yıl geçmesine rağmen lojistik, depolama ve gümrükleme iş ve işlemlerinin Ardahan dışında yapılıyor olması.
*Kamu ve özel sanayi yatırımlarının Ardahan’a uğramamış olması Ardahan’ın ekonomik olarak kalkınmasının önünde en büyük engel olarak durması.
*Verimli bir tarım ve hayvancılığın yapılamamış olması nedeniyle yetişen gençliğin istihdam konusunda sorun yaşaması ve buna bağlı olarak genç nüfusun kentlere göç etmesi bölgenin kalkınmasında en önemli engel olarak durmaktadır.
*Yaz ve kış turizm özelliklerinin en üst seviyede bir il olmasına rağmen ülkenin turizm girdilerinin bu bölgeye yeterince yansımamış olması da yine gençlik potansiyeli ve kalkınma açısından önemli bir engel teşkil etmektedir.
*Et, süt, arıcılık ve balıkçılık alanında ilimizde yeterli entegre tesislerinin olmaması Ardahan’ın gelişimi önünde en büyük engel olarak durmaktadır.
*Doğu Ekspresi artık ülke genelinde kanıksanmış bir turizm aracı olarak karşımızda dururken 80-90 kilometrelik bir uzatmayla antrepolar ve yolcu istasyonları kurularak turizmin devlet eliyle Ardahan’a gelmemiş olması. Bu durumun hızla Ardahan’a yönlenmesi olmazsa olmazlarımızdandır.
*Kültürel değerlerimiz olan Aşıklık geleneği ve diğer sanat dalları için gerekli ve yeterli kamu ve özel sektör eliyle projeler üretilmesi ve geliştirilmesi gerekmektedir.
*Özellikle Ardahan merkez ve ilçeleri kamu görevlilerinin staj alanı olmaktan çıkarılması ve tecrübeli kamu görevlileriyle asgari 4 yıl bölgede hizmet etmeleri sağlanmalıdır.
*Taşımalı ve yatılı eğitim sisteminden mümkün olduğunca vazgeçilmeli ve çocukların yerinde eğitim almaları sağlanmalıdır.
*Aslında yazılacak çok daha konu var ama özet geçerek ve son bir konuyu daha belirterek bitirmek isterim ki o da Ardahan Havaalanı ihtiyacıdır. İş dünyasını buraya çekebilmenin en önemli ayağı hızlı ulaşımdır diye düşünüyorum.
İşte tüm bu saydıklarımda gerçekleştiğinde Ardahan tam bağımsız ve kendi kendine yeten bir il olarak kurtuluşunu tamamlamış olacaktır diye düşünüyorum.
Kurtuluşumuzda en önemli lider olan ve küllerinden vatan yaratan Ebedi Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşlarını saygıyla anıyor, tekrardan ilimizin ve ilçelerimizin 105. Kurtuluş yıldönümünü kutluyor, saygılarımı sunuyorum.