https://cildirgoluseyahat.com.tr/

ALİ RIZA COŞKUN


Açılsın Kapılar

Her Ramazan bir başlangıçtır aslında.


Takvimler mübarek bir eşiğe dayanıyor. Şubat ayının on dokuzuyla birlikte bir kapı aralanıyor; adı Ramazan. Sadece sahura kalkılan, iftarla sofraların kurulduğu bir ay değil bu. Bu, kalbin kapısını çalan ilahî bir davet. Bu, insanın kendi içine doğru çıktığı en uzun ve en bereketli yolculuk.

Her Ramazan bir başlangıçtır aslında. Tozlanmış niyetlerin silkelenişi, ertelenmiş duaların hatırlanışı, içimizde susturduğumuz vicdanın yeniden söz alışıdır. Oruç yalnızca aç kalmak değildir; dilin susması, gözün haramdan kaçınması, kalbin kırmamayı öğrenmesidir. Aç kalan mide değil, terbiye edilen nefistir. Susuz kalan beden değil, arınan ruhtur.

Büyük şehirlerin karmaşasında yaşıyoruz. Trafik, gürültü, telaş, bitmeyen koşturmalar… İnsan çoğu zaman sabrını bir kavşakta, merhametini bir kırmızı ışıkta bırakıyor. İşte Ramazan tam da bu hengâmenin ortasında bir nefes gibi geliyor. “Dur,” diyor insana. “Kendine dön. Neyi kaybettin, neyi ihmal ettin, kimin gönlünü kırdun?”

Ne yazık ki bazen orucu mazeret yapan bir anlayışa da rastlıyoruz. “Oruçluyum, sinirliyim,” diyen; öfkesini açlığa yükleyen, sabırsızlığını Ramazan’a mal eden bir kaçış hâli… Oysa oruç öfkenin bahanesi değil, terbiyesidir. Sinirin kılıfı değil, sabrın talimidir. İnsan, nefsini eğitmek yerine suçu ibadete yüklediğinde aslında kendini aklamaya çalışır. Fakat Ramazan aynadır; insan o aynada kendi hâlini görür. Kaçış değil, yüzleşme zamanıdır bu ay.

“Açılsın kapılar” derken kastımız sadece cennetin kapıları değildir. Kalbin kapıları açılsın. Merhametin kapıları açılsın. Affetmenin, hoşgörünün, paylaşmanın kapıları açılsın. Bir selamı esirgemediğimiz, bir tebessümü sadaka bildiğimiz günler açılsın. İnsanın insana yük değil, yoldaş olduğu bir iklim açılsın.

Ramazan, insan-ı kâmil olma yolunda büyük bir fırsattır. Nefsi dizginlemek, dili arındırmak, kalbi yumuşatmak… Bir ay boyunca tutulan oruç, aslında bir ömür sürecek bir terbiyenin provasıdır. Her niyet edişte, “Niyet ettim Allah rızası için oruç tutmaya” derken, sadece açlığa değil; daha güzel bir insan olmaya niyet ederiz. İşte o niyet, kapıları aralayan anahtardır.

Huşu ile kılınan bir namaz, sessizce yapılan bir dua, kimse bilmeden verilen bir sadaka… Hepsi görünmeyen kapıları açar. Sevabını yalnız Allah’tan bekleyerek yapılan her amel, kalpte geniş bir ufuk açar. Çünkü kulluk bizden; vermek, bağışlamak ve lütfetmek O’ndandır. O’nun sonsuz ilmi ve kudreti her şeye kâdirdir. Yeter ki biz kapının önünde samimiyetle beklemeyi bilelim.

Ramazan, aynı zamanda paylaşmanın ayıdır. Soframızdaki bir lokmayı bölmek, bir gönlü tamir etmekten daha küçük değildir. Belki de bir iftar sofrasında uzattığımız bir hurma, yıllardır kapalı duran bir kalbi açar. Çünkü bazen kapılar anahtarla değil, şefkatle açılır.

Bu mübarek ayda her sahur bir niyet, her iftar bir şükür olsun. Trafikte sabrımız, evde merhametimiz, işte dürüstlüğümüz artsın. Oruç, bizi daha sert değil; daha yumuşak yapsın. Daha kırıcı değil; daha kuşatıcı kılsın. Öfkeyi azaltan, sevgiyi çoğaltan bir Ramazan yaşayalım.

Açılsın kapılar…

Kalbimizin kapıları, affın kapıları, rahmetin kapıları…

Her niyet ettiğimiz oruçta Rabbim bize yeni bir yol, yeni bir anlayış, yeni bir mertebe nasip etsin. Bu bir ay, sadece takvimden geçip gitmesin; içimizden geçsin. Ruhumuza dokunsun. Bizi bizden alsın, daha güzel bir “biz”e ulaştırsın.

Ve ay sonunda sadece aç kalmış değil, arınmış olalım.

Sadece iftar etmiş değil, içimizi imar etmiş olalım.

Sadece bir ay yaşamış değil, bir ömürlük ders almış olalım.

Açılsın kapılar…

Ve o kapıdan geçen biz, bir daha eski biz olmayalım.