Açıldı bâb-ı rahmetler bize dâru’l-eman oldu. (Alvarlı Muhammed Lütfi)
“Ey benim canım! Bugün Ramazandır. Müminler mutlu oldu. Rahmet kapıları açıldı. Ramazan bizim için sığınılacak bir kapı oldu”
Ömür / bize bahşedilen zaman nimeti hızlıca tükeniyor. Ömür sermayemiz tükeniyor. "Ömür kar gibidir, güneşi görünce erir gider."der ya şair.İşte bu kadar hızla akan zamanın içinde, insanın kendisini bulacağı, gönlünün huzurla dolacağı ve bizleri mübarek bir insan yapacak olan mübarek günlere tekrar ulaşmanın sevinci içerisindeyiz.
Hoş Geldin Ramazan, Gönüllerimize ve evlerimize Hoş Geldin Kutlu Misafir.
Ramazan ayı; 11 ayın sultanı, rahmet ve cennet kapılarının ardına kadar açıldığı, cehennem kapılarının kapandığı mübarek bir mevsimdir.
Başından sonuna her dakikası/ her saniyesi mübarek olan bir zaman dilimidir.
19 Şubat Perşembe günü Ramazan ayına kavuştuk hamdolsun. Bugün Ramazan ayının dokuzuncu günü;
Başı -ilk on günü- rahmet, ortası –orta on günü- bağışlanma, sonu -son on günü- cehennemden kurtuluş olan mübarek ramazan ayında, rahmet günlerinin sonuna geldik. Ramazan ayının başından itibaren tutmuş olduğumuz oruçlarla, okumuş olduğumuz Kur’an ile ve kılmış olduğumuz teravihlerle rahmete erişmeye çalıştık.
Şimdi sırada bağışlanma günleri var. Rabbimizin bağışlamasının bolca olacağı günler. Bu günleri günahlarımıza pişman olarak ve Rabbimizden bağışlanma dileyerek geçirmeliyiz.
Hak dostlarının orta on günde yapılmasını çokça tavsiye ettiği “Ey günahları bağışlayan Rabbim. Benim de günahlarımı bağışla!” duasını yaparak bağışlanma isteğimizi Rabbimize arzetmeliyiz.
Tövbe, insanlık gereği işlenen hata ve günahlardan son nefese kadar temiz bir sayfa açma, hayata hiç günah işlememiş gibi baştan başlama imkân ve ilkesidir. Zira kabul edilen tövbe, öncesindeki hata ve günahları keser atar. İnsanoğlu için çokça tövbe edip arınma imkânının bulunduğu zamanların başında Ramazan ayının bulunduğu açıktır. Bu ayı fırsat bilip arınmak için gayret ederek hayatımızın sonuna kadar özümüz, sözümüz ve hâlimiz ile tertemiz bir kişilikle ve arınmışlıkla halkın içinde yaşayıp Hâlık’ın huzuruna varmak ne güzel bir şereftir.
Tabiki bağışlanmak için elimizden gelen gayreti gösterdikten sonra Rabbimize yönelip;
“Allah'ım, Nedametin ırmağında arındır bizi, Allah'ım, benim güzel Allah'ım.
Hidayetin yollarından ayırma bizi” diye dua ederek Rabbimizin yardımına başvurmalıyız.
Peygamberimiz’in buyurduğu gibi; “Yine Ramazan geldi Tüm mağfiret imkânlarıyla. Cennet kapıları ardına kadar açık. Cehennem kapıları sonuna kadar kapalı. Şeytanlar bağlı, kısıtlı. Böyle bir aya erişip de bağışlanmamış olana yazık!Ramazan’da da bağışlanmazsa insan, Peki, başka ne zaman?”
Aklanmak, “Ramazan’da değilse peki, ne zaman?
Herbirimiz “Bu Ramazan, evet bu Ramazan!” diyebilsek, bu cevabı şöyle bütün gücümüzle avazımının çıktığı kadar yürekten söyleyebilsek ne mutlu bize.
Ömür sermayemiz kısıtlı demiştik. Bu kaçıncı Ramazan, daha kaç tane kaldı? Bu ay Karagöz seyri değil, gözyaşı dökme ayı; "Bilinmez"i bilirler, bilseler ağlamayı... – diyen şair tam da bunu dile dökmüş.
Bu ay saniyeleri bile boşa geçirilmeyecek kadar kıymeti ve değeri olan bir ay. "Alnımız secdede bulsun bizi her lâhza ezan, Ve hazin ömrümüzün her günü olsun Ramazan!” Kaç Ramazan ayına daha kavuşacağımızı biliyormuyuz?
Ramazan, rahmet günleri olmasının yanında oruç ayıdır da. Bir ay boyunca sadece Rabbin rızasını kazanmak için yerine getirilen ibadettir Oruç.
Kulluğun sağlaması, hataların telafisi içindir Oruç.
Kırık-dökük, derme-çatma bir yaşama çekidüzen vermek için ele geçen bir fırsattır Oruç. Ruhumuzu temizleyen, nefsimizi terbiye eden, kalbimizi takviye eden bir ibadettir Oruç.
Dağınık, belirsiz, bulanık ve boş bir yaşamın kuşatmasından kurtulup, kullukta toparlanmak için en güzel fırsattır Oruç.
Allah korkumuzu artıran, O’nun rızasını kazanmamıza vesile olan bir güzelliktir Oruç.
Ve Oruç bizi günahlardan ve hatalardan koruyan bir kalkandır. Hiç kuşkusuz kalkanı (korunma silahı) olmayan bir savaşçı gibi oruçsuz olan insan da büyük ve aslî korunma imkân ve âletinden yoksun, dolayısıyla her türlü iç ve dış tehlikelere karşı savunmasız hâlde demektir.
Müslüman, oruç sayesinde bencillikten empati seviyesine yükselir. Başkalarının çektiği sıkıntıları, zorlukları, açlıkları da fark edebilmeyle ilgili bir deneyim yaşar.
Çünkü kendisinden beklenmedikçe hiç kimse, başkasının çıkarını düşünmek gibi bir çaba içerisine girmez.
Ancak Ramazan ve Oruç, insana başkasının halinden anlama düşüncesini kazandırır. Orucun hikmetini ve sevabını tam almamız için tüm azalarımızla oruç tutmalıyız. Oruca niyet ederken aynı zamanda, kul hakkı yememeye, kamu hakkına azami dikkat etmeye, yalan söylememeye, sabırlı ve hoş görülü olmaya, gıybet, dedikodu ve iftira gibi kötü ahlaktan uzak durmaya da niyet etmeliyiz. Biz Oruç tutarken, aynı zamanda oruç ta bizi tutmalı, neticede nefsimizi haramlardan, neslimizi kötülüklerden, bedenimizi günahlardan uzak tutmalıyız.
Aksi halde Rabbimizin huzuruna yıkık dökük bir oruçla varırız ve sonucunda O’nun mübarek huzurunda telafisi olmayan bir mahcubiyet ve üzüntü içerisinde oluruz.
Ramazan, Kur’an ayıdır. Kur’an ile yoldaş olma ayıdır. Rabbimizin bize indirdiği ve muhatabı müslümanlar olarak biz olduğumuz halde bazen Kur’an-ı öğrenmekte ve okumakta ihmalkar oluyoruz. Bazılarımız merak etmiyor bile.
Halbuki çok sevdiğimiz ve önem verdiğimiz birisinden bir mesaj gelse hemen o mesajı okumak için elimizden geleni yapıyor ve okuyana kadar rahat olmuyoruz. Öyleyse en çok sevdiğimiz zat olan Rabbimizden gelen bu kutlu mesajı öğrenmemiz ve okumamız gerekli değilmidir?
El-Hak gereklidir.
O takdirde geliniz Ramazan ayımız hem Kur’an öğrenmemize ve bu vesile ile de Rabbimizin rızasını kazanmamıza vesile olsun.
Ramazan ayınızı tebrik eder, birlik ve beraberlik içinde nice ramazanlara hayırla ulaşmanızı Rabbimizden temenni ederiz.
ÇILDIR MÜFTÜLÜĞÜ