https://cildirgoluseyahat.com.tr/

ÖLÜYE KILIÇ ÇEKİLMEZ

ÖLÜYE KILIÇ ÇEKİLMEZ

Atalar sözü...

    Atalar sözü, binlerce yıllık toplumsal hafızamızın değer haline getirdiği ve söze dönüştürdüğü bilgelik pınarlarıdır. Toplumlar, ruhlarını, zihinlerini ve vicdanlarını bu duru pınarlarda yıkayarak geleceğe akarlar.
      Kültürümüzdeki "irfan" sözcüğü, çoğu zaman okur-yazar olmayan ama kendini bu duru pınarlarda yıkayıp güne kavuşmuş insanların vicdanî idrak yeteneği için kullanılır.
     Batı kültürünün çok da umursamadığı ama kültürümüzün ana unsurlarından bir olan "İrfan" sözcüğü, TDK sözlüğünde "Bilme, anlama, sezme" ve " Gerçeğe uzlaştırıcı güçlü seziş" diye tanımlanır. Doğrusu irfan, vicdanıyla görme, bilme ve anlama´dır. Eğer kişiliğiniz parçalanmış, sağduyunuz yitmiş ve vicdanınız kararmış ise, ne adına hareket ederseniz edin, ölümün gücüne dönüşmüş durumdasınız, demektir.
     Çanakkale´de düşmanın ölümcül kahrına direnip zafere ulaşan Türk milleti, Atatürkün sesiyle dünyaya şöyle bir mesaj verir " Anzak anneleri, artık ağlamayınız. Çocuklarınız savaşırken düşmanımızdı ama öldüler ve artık aynı toprakta Mehmetçikle koyun koyuna yatmaktadırlar. Onlar artık bizim de evladımızdır." Ne asil ve erdemli bir duruş... Soyla, kanla, kemikle değil ancak; maşeri vicdanımızın bu erdemli sesiyle övünebiliriz...
     Ancak son zamanlarda büyük kırılmalar da yaşıyoruz maalesef; dünyaya -asırlarca- birlikte yaşama kültürü örneği olmuş bir toplumun torunlarından bazıları, ölmüş bir insanın -Hatun Tuğluk- cenazesine saldırıda bulunabilecek kadar haddini aşabiliyor. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Nitekim hemen bütün kesimlerden gelen sağduyulu açıklamalarla bu cinnet eylemi telin edilmiştir. Doğru olan yapılmış ve toplumsal hafızamızın yaşatıcı nüvesi saydığımız irfan kültürü galip gelmiştir.
    Ancak beni asıl endişelendiren şey, modernist sıkıştırmanın giderek zombileştirmek istediği çocuklarımız ile değerler dünyamız arasındaki mesafenin giderek açılmasıdır.
Küresel zombileştirme/ mankurtlaştırma projelerinin hedefindeki çocuklarımız, insanlığın ve kendi değerler dünyamızın duru ve temiz pınarlarında -maalesef- yeterince yıkanamamaktadırlar. Eğitim sistemi bütün "yeni", "çağdaş", "modern" isimlerine rağmen; ezberci, nakilci ve körleştiren saymaca sisteminden 200 yıldır kurtulamamıştır.
    Türkiye Cumhuriyeti, bu hayati sorunu; yalnızca bakan, bürokrat, tüzük ve yönetmelik değişikliği yaparak ve parlak sloganlık söylemlere umut bağlayarak çözemez.
   Yaklaşık iki yüz yıldır sadece içi boş politik söylemlerin ve sloganların arkasından konuşuyoruz ve sonuçta "Az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik (..) bir de dönüp baktık ki, bir arpa boyu bile yol gidememişiz..." sözüne geliyoruz.
     Ruhu, özü, yönü, aşkı olmayan çabaların boşunalığına ve insanın özünde ezalden saklı duran "görmezleşme/ körleşme" zaafiyetine vurgu yapan bu masal tekerlemesi; aslında tam da hiç bir eğitim felsefesi olmayan günümüz Milli Eğitimini anlatır...
   Onlarca yıl yürüyüp bir arpa boyu bile yol gidememek; eğitim sistemimizin ana sorunlarından biri... Çocuklarımızı, kendi kültür birikimimiz kadar, insanlığın büyük evrensel değerleriyle de buluşturmalıyız. Evrende tek başına olmadığımızı, farklı anlayışta, inanışta ve tipte insanlarla birlikte yaşamamız gerektiğini öğretmeli ve bu ortak yaşama/paylaşma kültürünü bir yaşama üslubuna dönüştürmeliyiz. Büyük Türkiye idealine hoşgörüsüz, kindar, bencil, değersiz zombiler sürüsüyle değil; irfan kültürümüzün pınarlarında yıkanıp arınmış, dingin ve bilge insanlarla erişeceğiz...
     Gençlerimizi büyük ve aydınlık değerler manzumesi ile buluşturmadığımız zaman; onları, dini, etnik bölücülerin ve küresel zombileştirme projelerinin inisiyatifine terk etmiş oluruz ve onlar bir anda bütün toplumu/ dünyayı alev topuna çevirebilirler...
Ülkemize ve insanlığa yapabileceğimiz en büyük kötülük, bu zombileştirme, mankurtlaştırma projelerine karşı kayıtsız kalmaktır.
    Bunca büyük bölgesel ve küresel tehdit varken Aysel Tuğluk´un annesinin cenazesine yapılan saldırıyı yazmaya gerek var mıydı, denebilir. Lakin unutulmamalı, büyük ormanları yakıp kül eden küçücük bir kıvılcımdır.
  Birlikte yaşama kültürümüze, değerlerimize ve töremize aykırı bu saldırıyı şiddetle kınıyorum.
   İrfan kültürümüzün sesini dinlemeliyiz; Ölüye kılıç çekilmez..

Prof. Dr.Ramazan Korkmaz
Arü Kurucu Rektörü



YAZARLAR