Çıldır´a bağlı Kaşlıkaya köyünde 6 kişilik bir ailenin en küçük ferdi minik Nisa Nur. Sabit ve Çeşminaz Sarıkaya çiftinin henüz 1 yaşındaki kızı. Fakat yaşıtlarına oranla çok daha küçük gösteriyor.
Tek gözlü oldukça bakımsız, duvarları çatlak, sıvası dökülmüş bir evde karşılıyor bizi kendinden iki yaş büyük abisi Cihan´la. Bir abisi daha var Yusuf, o an evde olmayan. O da minik Elif´ten 3 yaş büyük. Evde olmadığı için göremedim. Daha dört yaşında babasıyla birlikte köyün danalarını otlatmaya götürmüş. Onlar için acımasız olan hayatın yükümüdür ufacık yaşında omuzlarına çöken, yoksa babasıyla geçirmiş olduğu zamanı en güzel zamanlardan sayan çocuklardan mıdır küçük Yusuf. Soramadım annesine neden gitmiş babasıyla birlikte küçücük yaşında. Aslında sormak istedim, fakat alacağım cevap korkuttu beni.
Küçük kız hayata gözlerini şanssızlıkla açan küçük Nisa Nur. Gözlerinden ürkeklikle birlikte, gözyaşları süzülüyor. Annesine uzanıyor elleri. Küçücük bedenin en büyük koruyucusuna. Arkasındaki duvar, oturduğu minder, yattığı yatak her yer yoksulluk, çaresizlik haykırıyor. Buğulu gözleri ile şaşkınlıkla bakıyor kendisini çeken kameraya. Altı kişilik bir ailenin en küçüğü, iki abinin tek kız kardeşi, babasının annesinin prensesi. Birde babaanne var o evde yaşayan.
Dört duvar arasına sıkışan, altı kişilik bir aile tanıdım. Babayı, babaanneyi ve en büyük abiyi görme fırsatım olmadı ama, annenin yüzünden hiç eksik olmayan gülücük ve gözlerindeki ışık hayata meydan okuyordu adeta. Herkes şanslı doğmuyor belki bu hayatta, ama bir anne ışık olabiliyor üç evlada.
Peki bizler ne yapıyoruz. Onlar bu kadar çaresiz, yokluk ve yoksulluk içerisinde her şeyden bi haber büyürken ne yapıyoruz. Bizler hayatın şanslı bireyleri, hayata şanssız başlayanlar aç yatıyor. Onlara el vermek, el uzatmak çok zor değil. Minik Nisa Nur ve kardeşleri bir el bekliyor. Peki o eli uzatmak için bizler ne bekliyoruz?

Haber-Foto: Adem Yavuz Vural