Neden bazı insanlar, hayır demekte zorlanırlar ? Hayır diyebilmek neden bu kadar önemlidir?
Onaylanmak, beğenilmek en önemli ihtiyaçlarımızdan biridir. Zaman zaman, sırf bu ihtiyacımızı karşılayabilmek için, kendi isteklerimizi bir kenara atarak, diğer insanların istek ve beklentilerini karşılamak adına onlara evet deriz.
İnsanlarla bir arada yaşamak için, işbirliği ve dayanışma yapmak önemlidir. Bunun için, evet ve hayırların bir seçiciliği ve dengesi olmalıdır.
Başkalarını gücendirmeyelim derken, kendi kendimizi gücendirmeye başlarız. Doğru bildiğimiz şeylere bile sahip çıkamaz, kendi ilkelerimizden ödün vermeye başlarız. Hayatın her boyutunda, bize gerekli olan denge unsuru, burada da karşımıza çıkıyor böylece.
İnsanın, kendi özünde ki benliği özümsemesi, olaylar ve sorunlar karşısında takındığı tutum ve davranışla kendini belli eder.
Herkes aynı koşul ve imkanlarda yetişmiyor. Herkesi farklı aile yapılarında büyüyor, farklı davranış kalıplarına sahip bireyler olarak yetişiyor. Olayları algılama, anlamlandırma ve olaylar karşısında takındığımız tutum ve davranışlarda, bu farklılıklar çerçevesinde şekilleniyor.
Bu farklılıkların bize kattıkları doğrultusunda; bize söyleneni, gördüğümüz ve algıladığımız kadarıyla yapabiliyoruz.
İnsan zamanla oluşur, tıpkı nehirler gibi. Çağlayan bir şelale mi, yoksa cılız bir dere mi olacak, bunu zaman gösterir? Bunu da, yetiştiği aile ortamı, yaşadıkları, içinde bulunduğu sosyal ve toplumsal kimlikler karşısındaki tutumları belirliyor.
Hayır demek,diğer anlamıyla ret etme hakkını kullanmak, öğretilmiş davranışları kırmak, inanmadığımız,onaylamadığımız düşüncelerin arkasında olmamak demektir. Kendi kararlarımıza güvenmek ve bağımsızlaşmanın bir gereğidir aynı zamanda.
Bir ömür, kırmamak adına,üzmemek adına, hayır denilmesi gereken yerde hayır demeyiz. Yada, evet denilmesi gereken yerde susarız, anlamsız ve içeriksiz bir sürü bahane ve mazeret üretip sahteciliğe sığınırız. Kendimizi aklayacak, temize çıkaracak o kadar çok amalar, keşkelere üretiriz ki, çoğu zaman nedeni unutur, sonuca odaklanırız.
Birey olmuş, bir üst kimliğe ulaşmış, doyumlu ve olgun insanlar, nerede ne zaman hayır demesini çok iyi bilirler.
Ömrümüz boyunca; bir çoğumuz, mükemmel bir eş, sorunsuz bir öğrenci, iyi bir vatandaş, iyi bir evlat olmak adına, unuturuz kendi fıtratımızı. Denge ve huzuru korumakla, kendimizi hiçleştirmek arasındaki sınırı çizemez hale geliriz.
Hayır demek, kişinin kendi iç disiplini ile yakından alakalıdır. İnsan, sağlam bir kişiliğe sahip ise, zaaflarını törpülemişse, kendini ve yaşamı iyi okumuşsa; ne zaman, kime,neden hayır denilmesi gerektiğini bilir. İnsan hayır derken , karşıdakini kırmak,dökmek zorunda değil. Sadece tercih hakkını kullanmanın çok insancıl bir seçim olduğunu hissettirsin. Karşısındaki insan, insanlarında, kendilerine çeki düzen vermelerine neden olacak bir tavır ve duruş sergilesin. Her hayır, kendi içinde bir tutarlılığa sahip olsun.
Hayır demek bir tutumdur, sadece kişi ve kişiler üzerinden anlam ifade etmez. Hayır dediğimiz için, bir insanı mutsuz edebiliriz lakin bizden dolayı sadece mutsuz olmaz. Kendi evetinin, hayır´ ının farkındalığına sahip olmayan bir insandan, seçicilik beklemek en büyük yanılgıdır.
Toplumun temel birimi olan ailenin, dolayısıyla her insanın bir değerler sistemi ve bir yaşam felsefesi vardır.
Ailelerinin beklentilerini karşılamak için, istemediği biriyle evlenen, anne babası istediği için tıp maratonuna başlayan ama aklı ve kalbi sanatta kalan, hiç istemediği halde doktor olan, o kadar çok insan var ki ! Bizi hep başkaları tanımladı, hangi mesleği yapacağımıza bizim adımıza karar verdiler. Kiminle evleneceğimize, hangi partiye oy vereceğimize, hangi takımı tutacağımıza hep başkaları karar veriyor, bizde kırmamak adına kuzu kuzu yapıyoruz.
Böylece, başkalarının dayattığı kurallara ve değerlere göre yaşıyoruz. Yalanları sorgulamadan kabul ettikçe, hayır demedikçe içimizdeki sızı ve yalnızlık daha da artıyor. Her şeye sahip olmak için uğraştıkça, hayatlarımıza sahip olunuyor. Düşlerimize birer birer el koyuyorlar.Her şeyin ucuz bir metaya dönüştürüldüğü, alınıp satıldığı bir ortamda; sevgiyi, dostluğu, bilgiyi, güveni, içtenliği; parayla, imajlarla satın almaya ve mutlu olmaya çalışıyoruz.
Kimse yuvasında değil, herkes başkasının kapısını çalmakta, başka hayatlarla avunmakta, hazıra konmayı amaç edinmekte, hazır söylemlerle yaşama sarılmakta, ne olduğunu bilmeden, kendine sunulan yaşam tarzlarını benimsemekte.
Bu tarz insanlar, onaylanmanın, kabul görmenin; ebeveynlerinin istediği gibi davranmaktan geçtiğini çok küçük yaşta öğreniyor ve kendi duygularını bastırıp, anne ve babasının takdir edeceği şekilde davranmayı yine o yaşlarda öğreniyorlar.
Hayır diyebilmek, anlamlı ve gerekli bir davranış kalıbı olmakla birlikte, özellikle ergenlik döneminde çok önemlidir. Yapılan araştırmalar bu tür bağımlılık yaratan maddelere başlama yaşının özellikle bu dönemde yoğunluk gösterdiğini kanıtlıyor. Dolayısıyla yerinde ve zamanında hayır diyebilen, çocuk ve gençlerin alkol,madde bağımlılığı ,cinsel istismar gibi, hem bedensel hem de psikolojik açıdan kendisine zarar verecek etkenlere karşı çok daha güçlü ve donanımlı olabileceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Burada, çocuk yetiştiren ebeveyinlere, tüm kamu kurum ve kuruluşlarına büyük bir sorumluluk düşüyor.
Gerektiğinde ?Hayır? diyebilmeyi çocuklarımıza öğretmek, pek çok bilgiden daha önemli ve gereklidir. Sürekli olarak başkalarının istek ve beklentilerine evet diyen insanlar, kendi kişiliklerini yeterince geliştirememiş, özgüveni zayıf,kendisiyle barışık olmayan, bağımlı ve en önemlisi de mutsuz insanlardır.
Hayır diyebilmeyi bilen çocuk ve ergen ,önüne çıkabilecek pek çok yaşamsal tehdit karşısındai çok daha güçlü ve donanımlı olacak, kendisini pek çok tehlikeden koruyabilecektir.
Hayır diyememenin, insanların bütün yaşam dinamiklerini nasıl alabora ettiğini,edebileceğini illada yaşayarak öğrenmek zorunda değiliz. Biraz cesaret, biraz sezgi, biraz algı ve kendine saygı aslında. Doğru bulmadığımıza hayır diyemediğimiz için, gerçek benliklerimizi oluşturamıyor, sınırlarımızı koruyamıyoruz.
Sosyal statüsü, ekonomik durumu, kabul görmeme korkusu, imaj kaygısı, kaybetme korkusu gibi bir çok nedenden ötürü, hayır demekte zorlanan, kendi istekleri ile çevresindekilerinin istekleri arasında sıkışıp kalan bireyler yetişiyor. Korkup susan ve sessizce acı çeken, eşinin ve ailesinin baskısına ?´el alem ne der´´ korkusuyla, sineye çeken insanlarla dolu toplumumuz.
İstek ve ihtiyaçlarımızın ne olacağını, başkalarının belirlediği, öğretilerin hakim olduğu yapıların içinde yaşıyoruz.
Zamanla mutsuz ve amaçsız hale gelip, çözümü ya antidepresan ilaçlarda yada hayatı hem kendimize, hemde hayatı bizimle paylaşanlara zehir ediyoruz.
Hayır demeyi öğrenmenin ve ?gerektiğinde´ hayır demenin insan yaşamına getireceği yenilik, gelişim paha biçilemez değerdedir.
Karşımızda ki insanlara, içtenlikle ve samimiyetle özveride bulunduğumuzda, bunun karşınızda ki insan için bir anlam ve mana hissetmediği hissine kapıldığımız her durum, hayır demek için bir nedendir.
İnsanlar, bizden yapabileceklerimizin üstünde bir beklenti içerisine girdikleri an açık ve net bir şekilde hayırlarımız olmalı.
Yoksa, kırıcı ve incitici olabiliriz, oysa kesin bir hayır, daha samimi ve dürüst bir iletişim kurmamızı sağlar.
Eğip bükmeden, amasız, keşkesiz hayır demek, hem kendi yaşamımızı, hem de başkalarının yaşamını kolaylaştırır.
Her zaman, kendi ihtiyaç, istek ve beklentilerimizle, diğer insanlarınkini dengeleyerek kuracağımız ilişkiler, daha sağlıklı zeminlere oturacaktır.
Yeterki neye hayır diyebileceğimizi, neyi kesip atmamız gerektiğini bilelim.
Çünkü ?´Hayır´´ diyebilmek, insanca bir haktır.