Herkes şöyle bir eskilere dönsün eğitim hayatını hatırlasın matematikte herkesin canını sıkardı havuz problemleri, çözüle çözüle bitmedi belki de çözmeyi tam manası ile başaramadık bu problem büyüye, büyüye havuz probleminden Baraj problemine dönüştü. O zaman belki bir iki formül ile bunu çözmek mümkündü ama artık Havuzdan Baraja dönüşen problemi çözmek eskisi kadar o kadar kolay olmuyor.
Yaklaşan 7 Haziran genel seçimleri siyaset sahnesindeki ateşi arttırırken bu ateş artık halka da sirayet etmeye başladı. Her iki üç kişi bir araya geldiğinde konu dönüp dolaşıp seçimlere geliyor ve hararetli bir tartışma çıkıyor ki demeyin.
Yaklaşan seçimleri bir demokrasi fırsatı gören mi ararsınız, İstikbalin tek parti hükümetinde olduğunu düşünen mi ararsınız, Şimdiki hükümet gitsin de kim gelirse gelsin diyen mi ararsınız var da var.
Gerçekten çok farklı ve çok ince hesapların yapıldığı belki de tarihte hiç olmadığı kadar önem arz eden bir seçim sürecindeyiz. Ekonomi çevreleri tek parti iktidarının istikrar demek olduğunu ve olası bir koalisyonun ülkenin ekonomisine zarar vereceğini savunurken, bu seçimlerde belki de ilk kez siyasi söylemden çok ekonomik söylemlere kulak asılıyor ve halk kim benim bütçeme kaç lira ekleyecek diye bakıyor. Bir yanda müthiş bir AKP karşıtlığı varken bir yanda ise AKP iktidarını kaybederse her şey daha kötü gider diyenler var.
Bunca senaryonun içerisinde bir senaryo var ki bence o hepsinden daha üzerinde düşünülmesi gereken ve dikkatlice analiz edilmesi gereken bir senaryodur.
Peki, nedir bu senaryo; Ölümü gösterip insanları Sıtmaya razı etme senaryosudur bu senaryo. AKP iktidarının 13 yıl içerisinde yapmadıklarından çok yaptığı ancak tolum vicdanında kendisine oy verenlerin bile sorguladığı özellikle yolsuzluk ve haksız zenginleşmelere olan tepkileri ile ısrarlı Başkanlık sistemi isteğini fırsat bilerek seçimden sonra AKP iktidarının bitirilmesi gayesi ile yapılan hamleler. Özellikle toplumu dizayn eden algı mühendisliği medya aracılığı ile AKP'den kurtulmanın tek yolu HDP'yi barajın üzerine çıkartarak bu yolla AKP'ye kan kaybettirip iktidardan etmek en moda akım oldu şuanda. Bu projenin sahipleri ise bunun için önce PKK'nın siyasi kanadı olan HDP'ye Sen Sert ve Bölücü Söylemlerine Biraz Ara Ver ve Bölge Değil Ülke Partisi Olacağım Mesajını Halka Ver' dediler. Bu planlı mesajın ulaşıp sonuç alınacak hedef olarak da CHP'yi seçen algı mühendisleri çalışmalarını bu yönde sürdürmeye başladılar. Son dönemlerde görüştüğüm, konuştuğum hatta yıllarca CHP partisi için çalıştığını bildiğim her 10 kişiden 3'veya 4'ü AKP'nin sonu ve alternatif yeni bir muhalefet için oyum HDP'ye demeye başladığı gibi bunun için çalışmaya bile başladıklarını da yakinen izlemekteyim.
Peki, bu tez doğru bir tez mi?
Önce HDP Bölge partisi kimliğinden çıkıp Ülke Partisi olmayı gerçekten hedefliyor mu? Yoksa toplum mühendislerinin kendine verdiği rolü mü oynuyor? bakmak lazım. Sonra da HDP barajı geçerse 8 Haziran sabahı neler olur ona bakmak gerekir.
Bölge partisi olmaktan vazgeçen bir parti ülke patin bugüne kadar yaptığı hiçbir mitingde, sokaklarda dolaştırdığı hiçbir seçim aracında, gördüğüm hiçbir seçim bürosunda, sokaklarda dağıttığı hiçbir broşürde ve yolları süslediği hiçbir bayrağın arasında Türk Bayrağı bulunmayan bir partinin Ülke partisi olacağına inanlar parmak kaldırsın.
Yine 8 Haziran sabahı ülkede HDP barajı geçmezse (barajın varlığı ve adaletsizliğini tartışmıyorum, var olan durumdan hareket ediyorum sadece) sokakların karışacağını düşünmeyen ve hiçbir sıkıntı olmayacağını düşünenler parmak kaldırsın.
Durum böyle olunca Bölge partisinden Ülke partisine geçme işinin içten gelen bir duygu olmadığını ve birlerinin HDP'nin eline verdiği kâğıtta yazan rol olduğunu hep beraberce anlamış oluyoruz.
Peki; Baraj sorunu aşıldı HDP 8 Haziran sabahı 70 Milletvekili ile meclise girdi diyelim, görünen o MHP ve CHP de oylarını arttıracak ve AKP oyları bu sayede düşünce ülkede tek parti iktidarı mümkün olmayacak. Hoş geldin koalisyon dönemi diyeceğiz de AKP kiminle koalisyon yapmaya en yakın görünüyor acaba? Nerdeyse birbirinin gırtlağını sıkacak olan MHP ve CHP ile mi yoksa 3-4 yıldır Çözüm süreci masasında beraberce oturduğu HDP ile mi? Belki AKP bu koalisyonu gönülden istemeyecek ama yapmaya da mecbur kalacak.
O zaman AKP'den kurtulalım derken bölücü terör örgütünden talimatlar alan, binlerce asker, polis, öğretmen ve insanımızı katillerine ellerimizle Bakanlık koltuklarını vererek akılsız başımızın cezasını özerk bir devlette yaşamak zorunda kalacak çocuklarımıza çektireceğiz.
Oysa herkes özellikle de CHP cenahı Dış güçlerin planlarını uygulayan medyanın gazına gelip çağdaşlığın, entelektüelliğin ve demokrat olmanın yolu HDP ye oy vermekten geçer söylemine kurban etmez ise ve kendi partisine sahip çıkarak yoluna devam eder ise hem daha güçlü bir muhalefet belki de iktidar olma şansını yakalar. Hem de Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurucusu olduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletini tarih sahnesinden silmek gibi büyük bir ihanetin içerisinde olmazlar.
Dimyata pirince gidelim derken evdeki bulgurdan olmamak dileğiyle tüm dostları selamlıyor saygılarımı sunuyorum.
Sinan KARAÇAY /Çıldır Manşet-İstanbul