https://cildirgoluseyahat.com.tr/

ACIYA ALIŞTIK ARTIK

ACIYA ALIŞTIK ARTIK

SİTEMİZ YAZARLARINDAN SİNAN KARAÇAY`IN YAZISI

 

             Acıya alışmak olur mu hiç demeyin alışılır bakın millet olarak alışmadık mı?

            1985 yılından bu güne sayısı on binleri bulan şehit bu sayının iki katı kadar gazinin acısına alıştı bu millet, ilk haber aldığımızda isyan ettik, bağırdık, çağırdık, sloganlar attık al bayrağa sarılı tabutların ardından ‘Şehitler Ölmez, Vatan Bölünmez’ diye sonra sessizce dağıldık evlerimize. Sonra yine kara haber sonra yine isyan, yine slogan, yine sessizlik böylece sürüp gitti yıllarca. Farkında olmadan kanıksadık artık bu acıları ve alıştık artık onunla yaşamaya. Halk alıştı, Devlet alıştı, Hükümetler alıştı anlaşılan herkese normal gelmeye başladı bu inanılmaz acı. O kadar normal geldi ki şehit sayısı bir veya iki olunca sessizce defnedildiler. Sayısı ne zaman beş veya on oldu o zaman işte ufak, tefek isyan edildi o da birkaç saat kadar sürdü ve bitti. Halkımız o kadar alıştı ki şehitlerimiz için yürüyoruz denildiğine o gün işim var pikniğe gideceğiz, denize gideceğiz denildi ve yürünmedi bile.

          Zaman geldi evlatlarımızın, kardeşlerimizin katillerinin elebaşı yakalandı şimdi millet ayağa kalkar denildi ama ona da alıştık hatta alışmak bir kenara rahat ettirmek için bile yarıştık. Usulen idam cezası verdik sonra idamı kaldırdık bir adayı ona tahsis ettik, yetmedi sıkılmasın diye yanına arkadaşlar bile verdik. İşi o kadar abarttık ki hücresinin penceresinin ölçülerinin bir iki santim küçülmesini bile devletin en üst kademeleri özel olarak izah etti bizlere. Alıştık dedim ya her şeye; iş o kadar vahim boyutlara geldi ki önceleri  ‘Bebek Katili’ Cani’ ‘Eli Kanlı Katil’ ’İt Soyu’ ‘Ermeni Dölü’ denilen eşkıyaya artık ‘Sayın Öcalan’ demeye bile alıştık. Alışmaya başladık ya bir kere sonu gelmedi alışmanın. Tüm hızımızla alışmaya devam ettik en sonunda rahmetli Erbakan’ın iktidar iken en büyük yol arkadaşı olan ama iktidarı kaybetmesi ile beraber yollarını ayıran, en ufak bir şeyde bile gözleri yaşaran Sayın Başbakan Yardımcımız Bülent Arınç alışmanın şimdiye kadar ulaşılmış en son noktasına getirdi bizleri ve patlattı bombayı; ‘ Apoya Ev Hapsini Düşünebiliriz’ düşünün efendim hatta düşünmeyi bile hemen uygulayın buna da alışırız biz siz merak buyurmayın. Nasıl olsa oyların %50’si sizin o zaman her şeyi  yapabilirsiniz bizde alışırız seve, seve….

        Bu müjdeyi alan bebek katili kutlamaları hemen başlattı ve sabah uyanınca Hakkâri’den acı yayıldı tüm ülkeye taburumuz basıldı ve 8 şehit 19 yaralı ile kutladı terör örgütü bu haberi.

      Bizler yıllarca hep acı çektiğimiz ve bir arpa boyu bile ilerlemediğimiz için buna alıştık ama her geçen gün devletten yeni, yeni imtiyazlar alan terör örgütü ve onun eli kanlı lideri ise kazanmaya alıştı artık. Bizler gözyaşı ve acıya onlar ise hep kazanmaya alıştılar artık. Türk milleti büyük bir uykunun içerisinde her geçen gün bölücülerin isteklerini karşılamak için gösterdiği çabanın yarısını bölücüleri yok etmeye harcasa belki de bu bela çoktan bitmiş olacaktı.

        Ancak demokrasi için olmazsa olmazımız oldu bölücü örgütün tüm taleplerini karşılamak, biz verdik onlar istedi, biz verdik onlar istedi bitmedi bu isteme faslı bizim de verme faslımız. İsteklerde sınır hiç olmadı; Müziğimizi dinleyelim dediler peki dedik, TV dediler peki dedik, İsimlerimizi değiştirelim dediler peki dedik, İl, İlçe e Köy adları Kürtçe olsun peki dedik, Kürtçe eğitim dediler Peki dedik ama terör durmadı demek ki ne verilirse verilsin kan dökmekten vazgeçmeyecek hain sürüsü.

         Bakın biz hep veren taraf olduk yetmedi her gün 20–22 yaşlarında ana kuzularını da toprağa verdik de gene yetmedi, yetmeyecek de bunu herkes bilsin. 

           Hep vererek, hep ağlayarak, hep alışarak bu acılar son bulmaz.

         Bu acılar ancak terörle müzakere değil etkin bir mücadele ile Teröre boyun eğerek değil, Teröre   topyekûn başkaldırarak, ALIŞMAYARAK son bulur.

             Yoksa Allah muhafaza şehitlere alıştığımız gibi vatansızlığa da alışmak zorunda kalırız haberiniz olsun.

 

                                                                                             Sinan KARAÇAY