Öfke Kusanlar
Kimi yaşam sayfalarını...
Tarih: 7.2.2016 11:09:03 / 1619okunma / 0yorum
Olcay Kasımoğlu

   Kimi yaşam sayfalarını bir çırpıda tüketiyoruz, kimi yaşam sayfalarında uzun uzun düşünüyoruz, kimini paylaşıyor, kimini koparıyoruz. Kimi sayfalarda kalmak isteği, hiç dönmemek isteği, tam da eksildikçe çoğalma noktası belki de.

     Bütün bunların bağlamında, farkında olmadan, ne çok şeyi öfkeye, şiddete kurban veriyoruz.

    Öfke, aslında bir hırstır; kendi kendini şişiren ve etrafına zarar veren. Çoğu zaman öfkelendiğimizi kabul etmeyiz. Nedenler ne kadar makul olursa olsun, ne sunarlarsa sunsunlar, öfkemizin kaynağını haklı çıkarmaya çalışırız.

    Özellikle ebeveynlerin öfkelendiklerinde ”buna çoğu kez hepimiz şahit oluruz” öfkeden çıldırmış bir şeklide, çocuklarını dövdüklerini görürüz. Döverken gözleri yuvalarından fırlamış gibi durur. Sesleri yüksek çıkar, suratları birbirine karışır. Oysa ”gözlere öfke doldukça” sevgi görünmez olur.

Öfkemiz sevgiden büyükse, adamlığımız nerede kalır?

Durup, özellikle izlediğinizde; afallayıp kalırsınız. Nasıl olur bir insan ”kendi yavrusunu” hemde savunmasız bir canlıyı öldüresiye döver, öfkesine mahkum eder.

Buna öfke patlaması diyelim, aklın uçup gitmesi diyelim ne dersek diyelim lakin sonuç her zaman üzücü ve utandırıcı.

Dayak yüzünden sakat kalmış çocuk sayısı, dünya üzerinde azımsanmayacak kadar çoktur. Gerek bedenen, gerekse ruhen bir çok çocuk ”derinden yaralar” almıştır, almaktadır. Bir çocuğa istediği her şeyi alın, marka giydirin, inanın hiç önemli değil. Her çocuk bunu büyüdüğünde unutacak ama ona nasıl davrandığınızı, ona kendini nasıl hissettirdiğinizi asla unutmayacak.

Hep düşünmüşümdür; neden devlet bu konuda yeterli hassasiyete sahip değil diye ? Anne baba olmak; çocuğa eziyet etme hakkımı veriyor, bu nasıl bir anlayış, nasıl bir zihniyet ?

Geleceğin; çocuk eğitimine bağlı olduğunu bilmeyen bir devlet yoktur. Ama ne hikmetse devlet de, toplum da yaşayanlarda, görmezden gelmiştir çocuk şiddetini.

Çocuğunu döven, sakat bırakan anneye, babaya kimse müdahale etmez. Bu beni çok rahatsız ediyor, herkesi etmeli…bir insanlık suçudur bu. ..

Bir çocuğa sahip olmak, dövme hakkını vermiyor.

Bir insanı; öfke kadar, yolundan,mantığından şaşırtan başka bir şey düşünemiyorum.

O küçücük yüzlerini korumaya çalışırken, o gözlerden yaşlar gelirken ve en son her şeye rağmen yine onların ayaklarına dolanan o kolların sarıldığı yerde, her şey ters düz oluyor. Sisin içinde kalmış çocuk sesleri…

Oysa çocuk; onlara duyduğu sevgi ile, onların ”ruhunda yarattığı hasarı” birbiriyle uzlaştıramaz. İçinde biriken bu öfke; çocuğun tüm yaşam alanlarına yayılır. Hissettiği olumsuz duygular yaşama ”uyumunu” zorlaştırır.

O yaşanan anlar, çocukların derinlerinde saklanıp yıllar sonra farklı şekillerde kendini gösteriyor. Bileğin yerine yüreğimizi kullanmak varken onların yüreklerini betona çeviriyoruz. Hasada duramayan çorak topraklar , ellerinden alınmış yeşil vadiler bırakıyoruz. Sonra sevgisiz, tutuklu, şiddettin dilini kullanan yeni ebeveynler yaratıyoruz. Kendi hamurumuzun ışığını aynada göremiyoruz.

Bazı anne babalar; dayağın, çocuk eğitiminde gerekli olduğunu düşünürler.

Dayağın; uzun vadede çocuğa kazandırdığı hiçbir eğitici yanı yoktur, hiç bir şey kazandırmaz?

Kazandırdığı tek şey; dayağı bir yöntem olarak o da kendi yaşamına katar.

Sopayla eğitilenin korkuları zamanla umutlarından büyük olmaya başlar, ne kadar acı değil mi !

Çocuk dayak yediği andan itibaren kısa bir süre içinde istenmeyen davranışı yapmaz.

Lakin, bir süre sonra çocuk kendini ifade edemediğinde, kendisini o davranışı yapmaya yönelten gereksinmeleri karşılanmadığından, yeniden aynı davranışta bulunacaktır. Buda dayağın uzun vadede çocuğa kazandırdığı hiçbir eğitici yanı olmadığının kanıtıdır.

Ana-baba öfkesini kontrol edemediğinde; çocuk kendisini yalnız hissediyor ve kötü bir insan olduğunu düşünüyor. Ve zamanla böyle olduğuna inanmaya başlıyor. Suçluluk psikolojisi yaşamaya, kendine güveni azalmaya başlıyor. Sık sık yaşanan öfke, çocukta “ben kötüyüm” inancının yerleşmesine neden oluyor.

Çocukların uğradıkları bir başka şiddet de ”aile içi veya aile dışı cinsel şiddet” her iki şiddet türü de çocukların ruhsal sosyal ve zihinsel gelişimini çok olumsuz yönde etkiliyor.

Çocukları; cinsel şiddetten korumak için öncelikle anne babaların bu konuda gerekli bilgileri çocuklarına zamanında vermeleri gerekmektedir.

Dünya onlar için yeterince büyük ve zor iken, şiddet onların yaşama uyumlarını daha da güçleştiriyor.

Anne baba olmak ”ruhsal olgunluk” gerektirir. Hiç birimizin hakkı yok, yaşadığımız olumsuz koşullar üzerinden onları cezalandırmaya.

Çocuğa şiddet ortamlarını bildikleri halde susan ve bunu normal karşılayan insanlarında kendilerini bir daha sorgulamalarını diliyorum. Bu gözü ve kulağı kapatacak, arkamızı dönecek bir şey değil.

Öfkelendiğimizde konuşan biz değil hırsımızdır. Çocuklara cezayı ”dayak” olarak gören bir zihniyeti anlamam ve kabul etmem zaten mümkün değil. Ceza; ölçülü,anlaşılır ve kabul edilebilir olmalı. Aynı zamanda eğitmeli, sabır ve sorgulamayı öğretmeli.

Öfke öyle bir şey ki saklanmaya da gelmez. İçimize işler, içimizde büyür Sevgiyi kovar topraklarımızdan, yürekte sevgi ve şefkat olmadığında, sahaya öfkenin yedeği ”kin ve nefret” çıkar. Buda ileri ki yaşamlarında, bir yerlerden sızarak dışarıya kötü kokuyu yayacak, bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

Ne olursa olsun; öfkeye, şiddete karşı yüreğimizde ”yeşil bir dal” saklayalım. Her öfkeli yumruğu, sevgiye aç bir yumruk yönetir.

Savunmasız bedenlere, içi gülen şehla gözlere, öfkenin ”sevgiyi unuttuğu yerde” o soğuk elleri çocuklara dokundurtmayalım, dokunanlara izin vermeyelim…

Çocuklar; sevgiyle, ilgiyle, özgüven ve değerli olma,değerli kılma bilinciyle birlikte yetiştirilirse, ileri ki yaşamlarında; ne yaşarsa yaşasınlar bir şekilde kendilerine bir çıkış yolu bulurlar.

Hayatımızda ne olursa olsun ne yaşamış olursak olalım kendi ilkelerimiz, değer yargılarımız olsun. Kafa karışıklığı tüm kötülüklerin anasıdır. İnsanı içten içe yer. Hayatla aramıza tel örgüler çeker. Bunu için zihnimizi düzenleyip, yargılarımızı periyodik olarak gözden geçirmek bize akıl yollarını açar. Hem kendimize hemde daha sağlıklı nesiller yetiştirmemizde bize yardımcı olur.

Anahtar Kelimeler: Öfke, Kusanlar
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
SAYGI BİR DAVRANIŞ BİÇİMİDİR (12 Ağustos 2018 - Pazar)
İNSAN SAHNESİ (31 Ocak 2018 - Çarşamba)
YAŞASIN BİLİM YAŞASIN SANAT (20 Ocak 2018 - Cumartesi)
YAŞAMSAL FARK EDİŞ (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
SEVGİYE İMAN (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
KENDİMİZLE YÜZLEŞMEKTEN KORKMAK (28 Ekim 2017 - Cumartesi)
MESELE NEDİR MESELA? (03 Ağustos 2017 - Perşembe)
YAŞAM İŞLEYENİ SEVERİM (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
Farklı olanı anlamak! (29 Haziran 2017 - Perşembe)
Hayat Yükünü Taşıyana Bırakır! (18 Haziran 2017 - Pazar)
DÜŞÜNME, DÜŞÜNMEK, OKUMAK (10 Haziran 2017 - Cumartesi)
YAŞAM DEĞERLİDİR (17 Mayıs 2017 - Çarşamba)
HOŞGÖRÜ VE SEVGİ (11 Mayıs 2017 - Perşembe)
ÖLÜ OZANLAR DERNEĞİ (30 Nisan 2017 - Pazar)
SOĞUK, UZAK,YARIM HİKAYELER (07 Nisan 2017 - Cuma)
SARACAK SARSACAK İLETİŞİM (31 Mart 2017 - Cuma)
ANLAMAK ORTAK BİR DİL GEREKTİRİR (25 Mart 2017 - Cumartesi)
EMEK EN YÜCE DEĞERDİR (19 Mart 2017 - Pazar)
KADINLARIMIZ (12 Mart 2017 - Pazar)
Kendi Düşüne Sarıl (02 Mart 2017 - Perşembe)
KENDİNİ ELEŞTİRE BİLENLER! (23 Şubat 2017 - Perşembe)
NEYE TANIKLIK ETTİĞİMİZ ÖNEMLİDİR (18 Şubat 2017 - Cumartesi)
HER ŞEYİN BİR BEDELİ VAR (02 Şubat 2017 - Perşembe)
SİMURG OLMAK ZAMANI (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
KORKULARIMIZ (31 Aralık 2016 - Cumartesi)
ÖFKEN SEVGİNDEN BÜYÜKSE (03 Aralık 2016 - Cumartesi)
KUTLUYORUM, ÖĞRETENLER GÜNÜNÜZÜ (24 Kasım 2016 - Perşembe)
ŞİDDET ve KADIN (12 Kasım 2016 - Cumartesi)
KENDİYLE BARIŞIK İNSAN (08 Eylül 2016 - Perşembe)
30 AĞUSTOS (05 Eylül 2016 - Pazartesi)
İLLA YAŞADIKÇA (21 Ağustos 2016 - Pazar)
BU VATAN BİZİM (11 Ağustos 2016 - Perşembe)
PATLAMAYA HAZIR YÜREK (05 Ağustos 2016 - Cuma)
İNSAN UNUTUR (20 Temmuz 2016 - Çarşamba)
DOĞRULARI GELECEK SÖYLEYECEK (29 Haziran 2016 - Çarşamba)
İNSAN İNSANLA YAŞAR (18 Haziran 2016 - Cumartesi)
KAPİTALİST SİSTEM VE İNSAN (08 Haziran 2016 - Çarşamba)
YALAN ÖVGÜLERE İHTİYACIMIZ YOK ! (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
OLAĞAN DEMEYİN HEMEN (14 Mayıs 2016 - Cumartesi)
HAYATIN ANLAMI (05 Mayıs 2016 - Perşembe)
YAPICI VE YIKICI ELEŞTİRİ (30 Nisan 2016 - Cumartesi)
PARANIN KÖLESİ OLMAYIN (31 Mart 2016 - Perşembe)
KENDİN OLMAK NE GÜZELMİŞ (24 Mart 2016 - Perşembe)
14 ŞUBAT´IN CİNSİYETİ OLMAZ (14 Şubat 2016 - Pazar)
ÖZGÜVEN,ÖZGÜRLÜK TANIR (31 Ocak 2016 - Pazar)
SAĞLIKLI İLETİŞİM (22 Kasım 2015 - Pazar)
Köleler Zincirlerine Aşıktır (11 Ekim 2015 - Pazar)
At gözlüğüyle bakmak (11 Ekim 2015 - Pazar)
Dinlemek Sanattır (11 Ekim 2015 - Pazar)
Herkes için adalet (11 Ekim 2015 - Pazar)
Sayfa:
MYNET ARDAHAN
Mynet Ardahan Haberleri
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Ardahan için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:39 07:25 12:22 14:42 17:00 18:34
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.7479
EURO
6.3805
BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ? -Hapşırdığınız zaman kalbinizde dahil olmak üzere bütün vücut fonksiyonlarınız bir an için durur. (Ya bi kez griptim hesapladım 120 kez hapşırmışım demek ki kalbim 1 dakika durmuş o gün) -Eiffel kulesinin tepesine çıkana kadar

İlginç Bilgiler