www.vurallarsut.com

UNUTULAN DEPREM GERÇEĞİ..

Sinan Karaçay'ın Kaleminden..

Büyük İstanbul depremi yaklaşıyor yıkımının ve şiddetinin yüzyıllarca unutulmayacağı ilerleyen tarih sürecinde üstelik çok yakın bir zaman dilimi içerisinde kesin olacağı gözü ile bakılan afet bağıra, bağıra gelirken bu afette yaşanacak can ve mal kaybını önlemek için acaba yeterli çaba ve gayret gösteriliyor mu ?

Millet olarak biz felaketlerden sonra ağıt yakmaya, devlet olarak ise felaketlerden vergiler yaratmaya alışığız keşke bu konulardaki maharetimizi bir de felaket yaşanmadan önlem almakta gösterebilsek.

1999 yılında yaşanan felaketin üzerinden yaklaşık 22 yıl geçti ancak bu felaketten katbekat fazla olacağı bilim insanları tarafından söylenen yapılan muhtemel felaket için yeterli önlemler ve tedbirler alındığını söylemek ne kadar mümkün?

Bugün tüm gelişmiş ülkelerde deprem gerçeği dikkate alınarak yeni yapılan yapılar bu gerçeğe göre yapılırken mevcut eski yapılar ise ya güçlendirilmekte ya da yıkılarak yeniden yapılmaktadır. Bu çalışmalara KENTSEL DÖNÜŞÜM çalışmaları denilmektedir.

Gelişmiş ülkelerde bu kentsel dönüşüm çalışmalarının merkezinde DEVLET varken bizde ise konu adeta MÜTAHHİTLER’ e ihale edilmiştir. İşte tam da bu nedenle Kentsel Dönüşüm çalışmaları bu geçen zaman zarfı içerisinde istenilen sürat ve kalitede yapılamamıştır.

NEDEN ;

  • Müteahhitlerin özel teşebbüs olması nedeni ile haklı kâr etme kaygılarını her zaman birinci planda tutmaları.
  • Vatandaşın mevcut binasının yıkılması sonucunda yerine mevcut dairesinin hem yarısını hem de yarısı kadarını almak zorunda bırakılması nedeni ile Kentsel Dönüşüme karşı mesafeli olması.
  • İnşaat malzemelerinde dövize endeksli fiyatların hâkim olması ve ülkemizde sürekli döviz fiyatlarının artması nedeni ile yükselen ciddi inşaat maliyetlerinin altından kalkamayan müteahhitlerin yaptığı dışı süslü ancak içi kalitesiz ve nispeten güvensiz inşaatların yapılması.
  • Yapı Denetim kurumlarının giderek ciddiyet ve ehliyetten uzak zorunlu bir raporu yazan evrak memurluğu haline gelmesi.
  • Sadece devlet kasasına para koymak gayesi ile çıkartılan imar barışı yasası ile hiçbir inceleme ve denetime tabi olmayan tüm kaçak, güçsüz ,plansız ve emniyeti konusunda şüpheler olan yapılara resmiyet kazandırılması.

 

ÇÖZÜM;

  • Kısa bir süre önce Belediye Meclislerinin yetkisinde olan inşaat emsal oranlarının Çevre ve Şehircilik Bakanlığına devri ile karar verme ve değişim sürecinin uzaması ciddi sıkıntılara neden olmaktadır. Bu yetki tekrar ilgili Belediyelere verilmeli ve her belediye için her dört sene için bir Kentsel Dönüşüm yapma hedefi verilerek Bakanlıkça bu durum takip edilip denetlenmelidir.
  • Aynı semtte dört beş sokak ara ile bir yerde 1,50 olan emsal oranı diğer sokakta 1,75 hatta 2,25’lere kadar çıkmakta bu durumda toprak sahiplerinin ciddi bir kısmı verdikleri daireyi almak bir yana dursun hem verdiği dairlerinin yarısını almakta yarısının parasını da ödeme zorunda kaldıkları gibi aynı zamanda 120 m2 büyüklüğünde bir dairesi olan mal sahibi 6070 m2 yaşam olan dairelerde oturmaya mecbur bırakılmaktadır. İşte bu durumda vatandaş evini emniyetsiz ve güvensiz olsa dahi terk etmemekte ve Kentsel Dönüşüm çalışmalarından uzak durmaktadır. Bu durumda geçmişe nazaran inşaat maliyetleri yüksek olması nedeni ile bir zamanlar kazandığı tatlı paraları kazanamayan müteahhitlerin haklı ticari kaygıları ile olanca az tutulan inşaat emsal oranlarının yıkılan binaların yerine anca yarısı kadar inşaatlar yapılabilmesi gerçeği eklenince ortaya vatandaşın mağduriyeti çıkmaktadır. Oysa inşaat teknolojisinde ve mimari de dünya çapında çok ciddi bir bilgi ve birikimi olan ülkemizde inşaat emsalleri hakkaniyetli bir şekilde belirlense ve vatandaş verdiği dairesinin yerine daha küçük metrekare bir daire alsa ama en azından bir dairesine karşı yine bir daire alabilse işte o zaman Kentsel Dönüşümde istenen başarı yakalanabilecektir. Aksi halde bu şartlar altında müteahhit karından haklı olarak feragat etmeyeceği için geriye mal sahibi da malından yarıya yarı feragat etmesi beklenecek maddi imkânsızlıklar içerinde bir daireyi zorla alabilen vatandaş da güçsüz ekonomik yapısı ile bir daire verip yarım daire almayı istemeyeceği için bu süreç asla istenen seviyeye gelemeyecek ve adeta bağıra, bağıra gelen felaket feryatlar ve figanlar içerisinde canlarımızı alacaktır.
  • Yapı Denetim ofisleri yeniden sıkı bir devlet denetimine tabi tutularak rapor yazan kuruluşlar olmaktan çıkartılıp hayat yaşanacak yapıları gerçek manada denetleyen kuruluşlar haline getirilmelidir.
  • İmar gibi bir konuda asla AF veya BARIŞ adı altında ekonomik kaygı ile yasalar çıkartılmamalı ve bundan önceki İMAR BARIŞINDAN faydalanan tüm yapılar ivedi olarak denetlenip incelemeye tabi tutulmalıdır.

 

Yetkililerin sürekli zamanın aleyhine çalıştığı bu konuda siyasi çekişmelerden uzak, tüm yükü vatandaşın üzerine yükleyen anlamsız inşaat emsal oranlarında revizyona gitmeleri ve yaklaşan bu felakete karşı üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmeleri tarihsel ve insani bir sorumluluktur.

Kentsel Dönüşümde ortaya çıkan maliyeti devlet ve müteahhit ile paylaşmak yerine sadece vatandaşına fatura eden bugünkü sistem yine yoksul ve garibanı ölüme terk etmiş sistemdir. Allah muhafaza bir yaşanacak bir afet durumunda bunun vebali ekonomik sıkıntılarla boğuşan ve yeni bir ev alamaya gücü olmayan vatandaşın değil onların bunca derdi varken tüm maliyeti ve gayreti onlara yıkan vatandaşı müteahhitlerin insafına ve merhametine terk eden hükümetlerin olacaktır.

Deprem hızla yaklaşan ve çok ciddi canlar yakacak olan bir felakettir ve bunu en aza indirmek ise bu ülkeyi yönetenlerin en mühim ve ivedi görevi ve sorumluluğudur.

Çünkü insan canı her şeyin her siyasetin ve her türlü ticaretin üzerindedir tabi ona gerçekten değer verenler için.

 

Sinan KARAÇAY

Gazeteci Yazar