www.vurallarsut.com

MİLLİ MÜCADELEDE ÇILDIRLI KAHRAMANLARI

93 Savaşı'ndan (1877) önceleri olduğu gibi....

    93 Savaşı'ndan (1877) önceleri olduğu gibi. 'Kırk Yıllık Kara günler' (1878–1918) çağında ve Milli Mücadele sırasında da Çıldır'dan sayılı kahramanlar yetişmiş, şanlı ve şerefli mücadeleler yapmışlardır.

   Hiç bir köyünde Ermeni, Gürcü, Rum veya türlü adlarla anılan Rus kolonileri gibi yabancı bulunmayan Çıldır ilçemizde, milli düzen kurup korunma bu yüzden kolay olmuştur.

  1914 Kasımında Pasinler'de Köprüköy Savaşında bozulan Ruslar, Aralık 1914'te Sarıkamış üzerine yürüyen ordumuz karşısında tam bir paniğe uğradılar; Ardahan'ı da bırakıp kaçtılar.

   29 Aralık 1914 – 4 Ocak 1914 günlerinde Ardahan'da Ardanuç üzerinden gelen bir resmi çetemizin AL BAYRAĞI dalgalandırması, Çıldırlılar'ı da Moskof esaretinden kurtuluş umuduyla coşturup, gönüllerini kaynattı.

     Sarıkamış Felaketimiz üzerine ordumuzun açıkta dağlarda donarak erimesi üzerine, kendini toparlayan Rusların silahsız Türk halkını, 'Osmanlı Ordusunun Ardahan'a girmesine sevindiniz, bayram ettiniz' diye asi sayması üzerine, kanlı 3 Ocak 1915 gününden başlayarak Uzun mızraklı, uzun tüylü kadana atlı Sibrıski - Kazak Tugayı Çıldır'da yol boyunda; Kenarbel, Zurzuna, Meryem, Cambaz, Purut, Rabat köylerini çoluk çocuk gözetmeden kırgına uğrattılar, para ve eşyasını yağmaladılar. Öteki köylüler kış günü çoluk çocuğu ile dağlara çekilip sığındılar.

    “Bakü Müslüman Cemiyet-i Hayriyesi 1915 yılı Nisan-Ekim arasında geçen altı ay zarfında, Ardahan ve 35 köyünde çok zor durumda bulunan, savaştan zarar görmüş 4989 büyük ve 2360’da on yaşından küçük olmak üzere toplam 7349 kişiye 2070 pud un,400 pud tahıl, 2974 Manat da nakit para yardımında bulunmuştur.

        Cemiyet-i Hayriye Ardahan’da açtığı şubesi vasıtasıyla bu faaliyetleri gerçekleştirirken, Ardahan’ın Çıldır, Göle ve Posof kazalarına da teşkilâtını yaymıştır. Cemiyet-i Hayriye Çıldır’a Rıza Karaşarov, Ali Han Kantemirova Baba Bey’i göndererek burada teşkilatını oluşturmuş, bunun üzerine çok tedirgin bir durumda bulunan Çıldır halkı kendisini toparlamıştır. Çıldır’dan birçok kişide Cemiyet’in kurduğu teşkilâta girerek, yardımların halka dağıtılmasında cemiyet temsilcilerine yardımcı olmuşlardır[1].

    Purut köyünden Amucaoğulları'ndan (şimdi Vural) Nebioğlu Kamil Ağa (1866–1944), Koravel köyünden Molla Mustafaoğulları'ndan (şimdi Erdoğan) Kamil Ağa (1857–1944), Zığarıstav köylü Hacıoğulları'ndan (şimdi Bingöl) Deli Ağa (1851–1947) İslam Cemiyeti Hayriyesi'nin Çıldır teşkilatında çalışarak aç ve yoksul halka un, şeker gibi yiyecek ve giyim eşyasının dağıtımında öncülük ettiler.

    Gerek 1917 Seyim Hükümeti, gerekse 1918–1919 Milli Şura zamanında da bu iki Kamil Ağalar ile Deli Ağa ve Yukarıcanbazlı Ahacanoğlu İlyas Ağa İle Gökçe Ağa, Calalı Koçuoğlu Mansur Ağa, Pekreşenli Ağadede, Suhara'dan Kasımoğlu Hasan Ağa ve Haley Ağa milli teşkilatın başında halkı silahlandırmış olarak çalıştılar. 1918 Nisanındaki İlk Kurtuluşa değin; güneyde İğnezor, doğudaki Aktaş (Ahılkelek) ve batıdan Beyrehatun (Ardahan) üzerinden gelen Ermenilerle savaşarak düşmanı Çıldır toprağına sokmadılar. Bu üç cepheden en çok Zarşat (Arpaçay) üzerinden gelen Ermenilerle İğnezor yönünde savaşıldı. Calalı Mansur Ağa, Yukarıcanbazlı Ahacanoğlu Aslan Ağa, Pekreşenli Ağadede, Koravelli Hamit Ağa (Erdoğan), Purutlu (Kamil Ağaoğlu) Paşa bu cephede çok yararlılık gösterdiler.

    Nisan 1918'de Kars ili kurtulduktan sonra 30 Ekim 1918 Mütarekesi'ne göre ordumuz 1914 sınırı gerisine çekilmeye başladı. 5 Kasım 1918'de Kars'ta kurulan MİLLİ ŞURA adlı geçici Yerli Türk Hükümeti'nin Çıldır Şubesini de anılan halk öncüsü kahramanlar kurdu. 1918 başlarında Purutlu ve Koravelli Kamil Ağalar ile Suharalı Kasımoğlu Hasan Ağa ve CANBAZLI İLYAS AĞA Milli Şura mümessilleri arasında Bakü'ye giderek Milli Azerbaycan Türk Hükümeti'nden yardım olarak para ve silah istediler. Silah alamadılar ancak arkalarından istenen para gönderildi.

    13 Nisan 1919'da İngilizler hile ile Kars'ta Milli Şura Cenupu Garbi Kafkas Hükümeti Parlamentosu'nu basıp mümessillerini Malta'ya sürerken 18 gün yaşayan Kukla ve Karma Kars Şurasında Ermenilere alet olmak istemeyen Çıldır'ın Zinzal (şimdi Güvenocak) köylü Hacıoğlu Doktor Esat Oktay Bey 30 Nisan 1919'da savaşarak Çıldır'a geldi. Geçici Kars Hükümeti'nde Parlamento Başkanı ve teşkilatçı, yiğit bir aydın sayılan Doktor Esat Oktay, 1919 Mayıs başlarında yeniden Çıldır Milli Şurasını düzene koydu; Purutlu Kamil Vural Ağa'nın başkanlığında, Koravelli (şimdi Sazlısu) Kamil Erdoğan Ağa, Zığarıstavlı (şimdi Öncül köyü) Deliağa Bingöl, Pekreşen (şimdi Gülyüzlü) köylü Ağadede, Sukhara (şimdi Yakınsu) köylü Molla Nebi ve Kasımoğlu Hasan Ağa ile Doktor Esat'tan kurulan 7 kişilik Merkez Heyeti yine Çıldır'ın idaresini eline aldı. Zarşat, Ardahan ve Ahılkelek üzerinden baskın yapan Ermenilere karşı Çıldır Milislerini sevk ve idare ettiler. En çok, cephane azlığından bunaldılar.

     1919 Mayısından 1921 Şubatındaki Çıldır'ın Son Kurtuluşuna değin Çıldır Milli Şurası kolu çalıştı. Ardahan'dan Zurzuna'ya gelen Ermenilerin Çıldır Kaymakamını Mayıs başlarında geri çeviren Milli Heyet, ordumuzdan kalan ve 1915'te Ruslara tutsak düşmüşken 1917'de Gediksatılmış gibi köy kamplarından kurtarılmış bulunan 45 Mehmetçiği, gönüllü Milislerimizin talim ve terbiyesi ile birik kumandasına tayin etti. Zarşat cephesinde Taşbaşı'nda Ermenilerle çok vuruştular.

    10 ay süren Zurzuna'daki Gürcü işgali tesirsiz ve köylere dokunamaz halde geçti. İki Kamil Ağa ile CANBAZLI İLYAS AĞA bunalınca Oltu'ya gidip 1919 yazında Narman'daki Eyüplü Halit Bey (Paşa) ile teması sağladılar, cephane aldılar. Doktor Esat Bey de Bakü'ye kaçmak zorunda kaldı. 1919 güzünde Halit Bey'den belge ve şifreler alarak Çıldır'a dönen kahramanlar 30 Ekim 1920'de Kars kurtulduktan beş gün sonra 9. Tümen Kumandanı Deli Halit Bey'in gönderdiği irtibat zabiti Yüzbaşı İhsan Nuri'nin getirdiği mektup üzerine Çıldır'dan, resmi Gürcü işgaline rağmen, 600 Gönüllü Milis yazarak Taşköprü köyünde topladılar. Burada İhsan Nuri Bey'in tertibi ile, iki taburlu bir Çıldır Gönüllü Alayı kuruldu.

    I. Tabura Purutlu Kamil Ağa'nın oğlu Paşa Bey, 2. Tabur'a da Calalı Ali oğlu Kasım Ağa kumandan oldu. İki Kamil Ağa da başuçlarında atlı olarak Gümrü'ye ve oradan da Cacur'a giderek ordu birliklerimizin yanında Ermenilerle savaştılar. Deli Halit Bey Aralık 1920'de Yunan Cephesine tayin edilince Çıldır Alayı da izinle cepheden ayrılıp, evlerine dağıldı. Gürcüler bunlara dokunamadı[2].              

PURUTLU  (EŞMEPINAR)  KAMİL AĞA

          1886 yılında Çıldır’ın Purut (Eşmepınar)  köyünde doğmuştur. Nebi Ağa’nın Çıldır’ın Taşbaşı köyünde Yusuf Ağa’nın kızı olan hanımındandır.(Nebi ağa Hac vazifesini ifa ettiği esnada ölmüştür.) Goraver (Sazlısu) köyünden Kamil ağa (Erdoğan) ile yakın arkadaşlığı vardır. Çıldır köyü Baş muhtarlığı ve Meclis-i Umum azalığını 1914 yılına kadar yapmıştır.

         Sarıkamış felaketimizden dolayı Ardahan ve Hanak’ta katliama başlayan Rusların zavallı bıraktıkları İslam Ahaliye yardım eden Bakülü Milliyetçi Zeynel Abidin ve Bakü İslam Cemiyeti Hayriyesi üyesi Baba Bey ile beraber çalışmıştır.

    1918’de Kars’ta toplanan Milli Şûraya Purutlu ve Koravelli Kamil Ağalar Çıldırı temsilen katıldılar. Ordumuzun geri çekilmesinden sonra yine Çıldır’ı koruyan Kamil Ağa ve arkadaşları 1920’de Arpaçay’a gelen kurtuluş kuvvetlerimize teşkilatları ile hizmet etmişlerdir. Kendisi istiklal madalyası almıştır. Cumhuriyet devrinde nahiye müdürlüğü, emniyet üyeliği yapmış; 1 Nisan 1944 yılında ölmüştür.

AĞADEDE (Dede Bey-Dede Paşa)  1870–1934

              Ağadede 1870 yılında Pehreşen köyünde dünyaya geldi. Babası Hamit ağa Kazak-Ağ Köynekten Şimdi Gürcistan hudutları içinde kalan Borçalı-Kasıklı köyüne burada bir süre kaldıktan sonra bölgedeki iç karışıklardan dolayı Ardahan-Sulakyurt (Sarzep) köyüne ailesi ile birlikte göç eder. Daha sonra sırasıyla Çıldır-Eşmepınar (Purut) ve Gülyüzü (Pekreşen) köyüne göç eder.

             Ağadede Rus’ların bölgeden çekilmesinden sonra, bölgenin Ermenilere geçmesini önlemek için Çıldır’ın ileri gelen ağaları ile birlikte Çıldır Milis Kuvvetlerini kurar. Ermenilerle Arpaçay-Sivri Tepe’de çıkan bir çatışmada kayın biraderleri Hacıveli, Hasan ve akrabası Namaz şehit düşer.

             Ermeniler Ağa Dede’nin biran önce ortadan kaldırılması için iki Ermeniyi Gülyüzü köyüne gönderir. Ağa Dede’nin evine gelen Ermeniler Ağa Dede’ye çok benzeyen kardeşi Hasan Ağa’yı yanlarına alarak oradan ayrılırlar Meryem köyüne varmadan lefterin düzünde şehit ederler. Eve gelen Ağa Dede kardeşi Hasan’ın iki Ermeni tarafından görüldüğünü öğrenince bunun bir tuzak olduğunu anlar ve yanına birkaç adam alır At’la peşlerine düşer. Ağa Dede Meryem-Lefterin düzüne varınca kardeşi Hasan’ın cesedinin yığılmış taşların altında bulur ve köye getirir.

                Cumhuriyet döneminde Ağa Dede uzun yıllar İl Encümenliği yapar 1934 yılında Ağa Dede’ye Milletvekilliği teklif edilir ama ömrü Milletvekili olmasına yetmez.1934 yılında ölür.

Kaynak Kişiler

A.Rıfat Vural-Çıldır

Adem Vural –Eşmepınar köyü

Tekin Ağadedeoğlu- İstanbul

Kürşat Ağadedeoğlu- Kas


[1] Aslan,Betül, kardaş Kömeği (Yardımı) A.K.M.B.Y. 2000 sf,217

[2] Türk Kültürü Aylık Dergisi'nin 126 nolu sayısından alınmıştır

[3] 30 Ekim 1920    -  30 Ekim 1982 “KARS TARİHİ” sf.39

KORAVELLİ KAMİL ERDOGAN[i] (AĞA)

     Kamil Ağa’nı torunu merhum Emniyet Müdürü Dursun Erdoğan’ın (1944-2011)  21 Ocak 1995 yılında çıkardığı kitaptan alıntılar yaparak ve ellerindeki belgeleri yazıları benimle paylaşan Gülten Hanım, Aynur hanım, Âşık Fark Bey ve Mehmet Bey’in katkıları ile bu yazı hazırlandı.

Tarih sayfalarına altın harflerle isimleri yazılan kahramanları anlatmaya sayfalar yetersiz kalır.

      Kamil Ağa Alparslan’a yol olmuş, havası, suyu güzel, serin yaylaları, ırmak ve çayları ile yeşil otlaklarında çobanları kaval çalarak otlattıkları inek ve koyunları ile meşhur Çıldır ilçesinin Gölbelen (Urta) köyünde (1855)  dünyaya gelmiştir.

Babası Sazlısu (Koravel)  köyüne yeniden yerleşim yeri olarak temel atan Molla Mustafa oğlu Abdullah Ağa’dır


            8 yaşında Sazlısu (Koravel) köyüne geldi. Medrese eğitimi gördü. Düğün ve bayramlarda yörenin tanınmış (Âşık Şenlik)  âşıkları izledi. Çocukluk ve gençlik yılları Osmanlı-Rus savaşlarıyla geçti. Kurtuluş Savaşı yıllarında yörenin ileri gelenleriyle birlikte milis kuvvetlerini Ermeni-Gücü-Rus kuvvetlerine karşı örgütledi ve savaştı.
Garbı Kafkas Hükümetinin kuruluş aşamasında büyük görevler yapmıştır.
Milis Kuvvetlerine her türlü destek yaparak çarpışmada komut görevlerini üslenmiştir.
Yöresel ve ulusal Kurtuluş Savaşı'yla ilgili şiirleri vardır. Şiirlerinde Allah, Peygamber, vatan sevgisi kahramanlık ve Atatürk konularını işlemiştir.

    1918 Karsta Seyim Hükümeti kuruldu. Çıldır'da idareyi Çıldırlılar aldı. Kamil Ağa'lar, Karistavlı Deli Ağa, Calalı Koçu oğullarından azalardan bazılarıydı. Doktor Esat Oktay Kars'ta ki Seyim Hükümetinde vazife aldı.
    Goravelli Kamil Ağa Çıldır Seyim Hükümetinde diğer Ağalarla birlikte Aktaş, Karistav (Öncül) ve Zarşat (Arpaçay) hattında mücadele cephesi kurmuş Çıldır halkının güvenliği, esenliğini savunuyordular. Mücadeleye tüm yönüyle destek verdiler.

                                                          Çocukluk ve Gençliği

    Küçük Kamil’in doğumundan yıllar geçer ve 7-8 yaşlarına geldiğinde ailesi Sazlısu (Koravel) köyüne yerleşir. Diğer köy çocukları gibi Kamil de insanı kendinden geçiren her bir çiçeği ayrı bir kokulu bu yayla havası yerde günlerini geçirir. Gençliğinde dönemin icap ve şartları içerisinde belli bir medrese tahsili görmüştür. Yörenin gelenek ve göreneklerine göre düğün ve bayramlarda halk âşıklarını izlemiş, düğünlere katılmış ve yöre âşıklarından sevgi üzerine bir takım şeylerin tesirinde kalmıştır. Bu dönemde Ahıska da Hande Kişmiş ismindeki bir Gürcü kızına aşağıdaki şiiri söylemiştir.

 

Görünce aşk ucundan ben perişan olmuşam

Kırkını ruhunda billah mezarı giryan olmuşam

Ruzi şeb artmakta dirzeri figanım benim

Alışıp aşkın oduna ben peryane olmuşam.

 

Âlem bizar oldu benim ahu zarımdan

Aşkdır beni bu derde salan değil öz ihtiyarımdan

Eğer sözünde durarsan çıkaram gönlü darımdan

İkrar ikrardır sanma pişman olmuşam

 

Eridipsen aşkın ucundan yüreğimin yağını

Bozup berbat eyleme gönül gülşan bağını

Bu gidişten arz edecem bende tirse dağını

Ben bu aşkın ucundan şeyhi senane olmuşam

 

Gök giyer kara bağlar tutaram yası

Hiç mi yoktur zalim sende aşkın hayâsı

Nice ki ah çekip zarı kılardı Züleyha’yı

Kül olup kapında Yusuf Kenan olmuşam

 

Kamile’m rahim eyle benim halima

Cem kuşağını sen bağladın belime

Eğer rahme gelip elin versem elime

Öyle beklim Mısır’a Sultan olmuşam[ii].

    Ardahan’da mıntıka kumandanı Fazlı Bey ve Mutasarrıf olarak da Şakir (Kesebir) Bey vazifeli bırakılmıştı. Mayıs’ta Koravelli Kamil Ağa’yı Ardahan’a çağıran Hüseyin Avni Bey, Çıldır hakkında kendisinden bilgi almış ve bir müddet kendisinin, Ardahan’ın ileri gelenlerinden Hemşi oğlu Rasim Bey, Diganlı Hafız Efendi ile birlikte çalışmalarını istemişti.

Kamil Ağa ile birlikte teşkil edilen 3 kişilik heyetin reisliğini de Fazlı Bey’i getirmişti.

Bu sırda Hüseyin Avni Bey’in de bulunduğu bu heyete Kamil Ağa şu destanla kurtuluşu anlatmıştı.

1918 ARDAHAN'IN KURTULUŞU DESTANI


Cihandaki bunca düvel içinde,
Al -Osman'ın yüce saltanatı var.
Peygamber vekili, öz halifesi,
Tarikatı ulu, aslı, zatı var.

Sultan Reşat Hünkâr adı ile gezer,
Enver Paşa, durmaz ihtiyat düzer.
Resul Emaneti mülkümüz bezer
Sancağı Şerif' in kerameti var.

Urus, Al-Osman' la düştü inada.
Felek malın, mülkün çaldı kanada.
Düştü ihtilale, yandı fenada,
Tarmar gitti bunun bir hikmeti var.

Uruslar, Kafkası bırakıp kaçtı.
Yerine Ermeni, Gürcüler geçti.
Al-Osman devleti yetip, cenk açtı.
Bozdu Ermeni 'yi ne kuvveti var.

Bin üç yüz otuz dört tarihtir bu an
kuruldu Batum, Kars, bir de Ardahan
şad oldu geçmişte ruh-i şehidan

İntikam alındı çok fırsatı var.
 

Hamdolsun kavuştuk Atamıza biz,
Kırk yıl esarette kalmıştık öksüz.
Öptü Al Bayrağı, sürdük yüz ve göz.
Sağaldı canımız, hoş sıhhati var.

 

Ardahan' a gelmiş Fazlı Binbaşı.

Adalet üzere görür her işi.
Gece, gündüz durmaz eder teftişi.
Divan hükmü keser adaleti var.

 

Mutasarrıf Şakir Bey, güzel insan,

Vasfımı demeye acizdir lisan.
Merhametli, kibar, hem ehl-i irfan
Ahaliye gayet çok hürmeti var.

 

Çok Şad gördüm Ardahan' m özünü

Elvanlı çiçekli ova, düzünü
Bir daha görmesin Kâfir yüzünü
Peygamberin bize şefaati var.


Eroğlu askerler cenge çıkarlar.
Düşmanlan vurur, süngü takarlar.
“İnna fetahna” yı her dem okurlar.
Din yolunda gider marifeti var.

Kıble-i Âleme secde kılarlar.
Dil bilmez Kafır' e karşı durarlar.
Allah, Allah deyip cenge dalarlar
Muhammed adına salâvatı var.

 

Dersaadettedir Eyyübel Ensari

Odur Peygamberin alemdarı

Yetiş kıble dört mezhep dört çar-ı yarı

Peygamberin bize şefaati var.

 

Balkan muharebesini kurtardı gözledi

Sırp, Karadağ Romanya’yı düzledi

Peygamberin emaneti bir dedi

Sancağı şerifin kerameti var.

 

Seksen dört bin askere cem olmuş Kars’a

Yine tel vurdular Araba’a Fars’a

Yetmiş beş taburu meydanda dursa

Yüz kırk bin ihtiyatı var


 

 

Koravelli KAMİL, aşka gelende.
Hakkın ihsanında şükür kılanda.
İnşallah Kafkas' ı biz tam alanda.
Size böyle yeni hikâyesi var[iii].

 

Halit Paşanın isteği üzerine Kamil Ağa’nın Türklerin methine dair destanı

 

Efendim Türklerin tarifini söyleyim

Politika şinas siyaseti var

Konuşanda Türk dili söylerler

Lisanlarında umran ibareti var

 

Türklerin vardır asil asaleti

Altı yüz seneden beri çekirler zahmeti

Saklıyor onları düşmandan din kuvveti

Dört yüz milyon İslam milleti var

 

Milletin reisi Mustafa Kemal Paşa

Mevla muradını yetirsin başa

Dini İslam sayesinden hemeşe

Hükmü divan kesin adaleti var.

 

Kazım paşadır ordu kumandanı

Yolunda feda olsun milletin canı

Felaketten kurtuldu Kafkas Müslümanı

Halit Paşa gibi celladı var.

 

Cellat gibi Halit Paşa girişti

İşgal edip Kars’ı Gümrü’ye yerişti

Ermeniler elaman deyüp çağrıştı

Devletlü beyimin merhameti var.

 

Halit Paşa kavgada başlı

Hamzadan bahadır Rüstem’i var

Peygamber aşkına çekende ahu

Yusuf Kelime-i şehadeti var

 

Gamlı gönlüm bu sevdadan usana

Bocalanmaz düşer hakkı yeksana

Çok kimseler almış irfan lisana

Koravelli Kâmilin Halit Paşa’ya methi var[iv].

 

1883, -14 Şubat 1925, Ankara ) Halit Karsıalan veya Deli Halit Paşa, Türk asker ve siyasetçi. I. Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesi'nde başarılar göstermiş; Kurtuluş Savaşı'nın ilk yıllarında doğu cephesinde, Gümrü Antlaşması'nın imzalanmasından sonra batı cephesinde komutanlık yapmıştır.)

 

 

Kamil Ağa Şakir Paşa ile mektuplaşıyormuş. Bunun üzerine bu destanı yazar.

 

Ne korkuyorsun sarı moskoftan

Dayansın üstüne Aliosman geliyor

Bir yandan Mısır bir YandanTunus

Bir yandan kalkmış Hindistan geliyor.

 

Enver paşa kurdu plan

Şeyhülislam verdi cihada ilan

Silaha sarıldı İslam olan

Bir yandan Afganistan geliyor.

………

 

Türkiye’nin vardır aslı asaleti

Altı yüz seneden beri çekiyorlar zahmeti

Nice kere Sultan Mecit

İnşallah o zaman geliyor.

…….

 

Yüz bin okuyandır yüz bin yazan

Yüz bin derviştir haneden bezen

Yüz bin rediftir silahı düzen

Yüz bin ihtiyat ahdu aman geliyor.

…..

 

Koravelli Kamil Ağa söyler destanı

Ruslar zapt etmek diler Acemistanı

Biliyorki yurdunda ekecekler bostanı

Bu hırsınan kalkmış ol İran geliyor[v].

 

Kars Mahpushanesinden Ağbabanın Dağları görünüyor Kamil Ağa ağlıyor. Hafız Efendi ve Kara Bey diyor ki “ Kamil Ağa sen böyle yapmazdın, niçin ağlıyorsun? “ bunun üzerine bu sözleri orada söylüyor.

 

Nasıl ağlamıyem ne şen olam men

Görünür gözüme dağı Çıldır’ın

Ah çekende tütün çıkar tepemden

Yandırır cismimi firağa Çıldır’ın

 

Konakları var aladan ala

Kuzu eti pirinç pilavı bile

Ordubat eriği hoşafı ile

Görem şen olsun ocağı Çıldır’ın

 

Sağ gün akşama kadar semaveri sönmez

Kahve cezvesi ocaktan inmez

Otuz atlı misafir gelse hiç kimse dinmez

Orada eylenir konağı Çıldır’ın

 

Misafire gayet hürmet ederler

Allahın emri ne ise onu öderler

Misafirler yer içer giderler

Görem şen olsun ocağı Çıldır’ın

 

Koravelli Kamil söyler nağılı

Yardıma düşende ciğerlerim dağılı

Her kapıda kırk elli inek sağılı

Hiç tükenmez peyniri yağı Çıldır’ın[vi]

 

 

Kamil Ağa’nın Milli Mücadele sırasında Çıldırlı vatanseverlerin faaliyetlerine dair destanı.

 

Hudutlardan aştı Moskof askeri

Hasan ağa kuşandı cenk kemeri

Dedi bu uğurda verecem seni

Rüstem Zal heybeti onda varidi

 

Yığdı çetesini ata mindirdi

Ardahan mülküne haber gönderdi

Nara vurdu gâvurlara sindirdi

Kızıl kuş Hayallı bir serdar idi

 

Deli Hasan oğlu Haley Pervane

Sıtkıle sığındı gani Süphane

Dedi mana ağıt erzak cephane

Hacı Şakir etti ihlası niyet

Şita çağındaydı eyyam-ı şiddet

Sırrı punhan onun biri eseri idi.

 

Hicri gam leşleri etti hareket

Karostav dağında koptu kıyamet

Ehli İslam olanları bastı gam gubat

Ahu nala çeker İslamlar idi

 

Kesildi hudutlar etraf sarıldı

Gülle sedasından dağlar sarıldı

Deli Ağanın oğlu Lütfi vuruldu

Emri ilahinin bir gaderi idi

 

Münafıklar muradına erişti

Mümin olan gullar yandı alıştı

Beş yüz atlı bir hamlede yerişti

Kırdı ben esveri cenge varidi

 

Koravelli Kamil Ağa ari fan

Onun penahıydı ol gani Merdan

Düzenletti hazırlattı bir pilan

Asaletten bir nar oğlu nar idi[vii].

 

Halit Paşa Cacur’da Kamil Ağa’larla birlikte görüldüğünde Koravelli Kamil Ağa’ya hitaben “ Mustafa Kemal Paşa beni şimdi garp cephesine istiyor. Yunanlılar bizimle harp içindeler. Orayı kazanırsak böyle bir kurtuluş destanı da o Yunan cephesi için söyle. Bunun mükâfatını unutmayacağım.” Demiş. Kâmil Ağa Yunan harbi neticesi söylediği destanla ilgili olarak Halit Paşa mebus olduğu zaman Büyük Millet Meclisi’nin kararı ile kendisini ve diğer Çıldırlı kahramanları madalya ile ödüllendirmiştir.

 

Tarih 1336 senesinde

İşitin millet görün nasıl iş oldu

Münafıklar muradına erişti

Müminler ağladı gözü yaş oldu

 

İşitmedinizmi Rumelinin Ahu zarını

İngilizler kurdular hille şer’ini

Zenne kanayaklı Rumların

Her birisi Alici kuş oldu

 

Kuş olanda kanat açtılar

Tayyareye binip havada uçtular

Birden bire denizi geçtiler

Anadolu’nun üzerine bir yarış oldu.

 

Bursa ile İzmir’i sardılar

İslam olana ceza verdiler

Kız gelini yesir edip sürdüler

Kimi gam gün, kimi hurda huş oldu

 

Sakarya’da cephe kurup durdular

İslamların boyunlarını vurdular

Beşikteki sebilerimizi kırdılar

İşitenler bütün gam telaş oldular

 

Bu haberi Ankara’ya ilan ettiler

Kahraman Paşalarımız görün neler ettiler

Her taraftan asker yığıp cem ettiler

Gazi Mustafa Kemal Paşa askere baş oldu.

 

Ateş olanda Rumlar durdular

Askerlerimiz etraflarını sardılar

Kimisini yesir edip kimisini kırdılar

Cenk meydanı kızılkanlı leş oldu.

 

 

Leşleri çığnadı geçtiler

Rumlar kaçıp daşa taşa düştüler

Askerlerimiz arkadan yeriştiler

Süngüler ile rumları deşhe deş oldu.

 

Koravelli Kamil aşka gelende

Düşünüp derin fikirlere dalanda

Türklerin şad gününü duyanda

Cümle İslam olanların gönlü hoş oldu[viii].

 

 

    Kamil Ağa dini konularda Cala (Doğruyol) köyünden kayınbiraderi olup ermiş bir zat olan Molla Hüseyin Ağa’nın tesirinde kalmış ve ondan ilham almıştır.

   Tasavvuf şiirlerinde özellikle Allah’ın birliğini ve varlığını idrakten başlamak üzere, kâinatın yaradılışı, cennet, cehennem beden, ruh sağlığının korunması insan dünya Hz. Muhammed, Allah sevgisi, alin ahiyeti, zikrin fazileti, Allah’a tevekkül, sabrın faziletleri, Allah’ı sevmenin faziletleri, ruhun başlangıç ve sonu, kalbin temizlenmesi ve nefsin ıslahı için tutulacak yollar içeren temalar bulunduğunu görüyoruz.

 

Ey felek senin elinden naldan ahım var

Düşmüşem gam deryasına ne günahım var

Devrî ararım dergâh üzerinde, şikâyet eylerim Allah’a

Sen sahıpsan beni derde benim ne günahım var.

 

Yetişin imdadıma ey Hazreti İlyas

Benim bu ahu zarımdan bizar oldu halk-u nas

Arş-u kürsiyi bal ma-nüri mukaddes

Mekkeyi Mükerreme de Kâbe gibi kıblegahım var.

 

 

Dinin Muhammed dinidir, Hazreti İbrahim Milleti

Yaratmıştır bizim için ab-u Kevser cenneti

Kudreti yaratan sayesinde buldum,şan-ı şevkati

Ders almışam pirimden her işten agâhım var.

   Halk edebiyatına ve onun önemli bir kolunu teşkil eden âşık edebiyatına şiirleri ve hikâyeleri ile büyük hizmetlerde bununan, şöhreti Anadolu’yu aşarak İran’a ve Rusya’da ki Türkler arasına yayılan ve ölümünden belli bir zaman geçtiği halde hayatı bugün efsaneleşmeye yüz tutan Çıldırlı Âşık Şenlik köy düğünlerinden birisinde bulunduğu bir sırada, düğünde bulunan misafirleri Kamil Ağa ile ilgili olarak kendisinin düşüncelerini sormuşlardır. Bu soru üzerine Âşık Şenlik, Kamil ağa hakkındaki düşüncelerini bir şiir ile dile getirmiştir. Âşık Şenlik, Kâmil ağa ile kirveydi.

 

Nece tehn eylersen gam erbabına

O da benim gibi zarı görüftü

Dindirende halden anlar haberdar

Cebre düşüf her efkârı görüftü

 

Dost dostuna etse ikrar imanı

Gıyamete geder müddet zamanı

Gönül uman yerden kesmez gümanı

Çünkü ezelden ihtibarı görüftü.

 

Şenliğin zihnini vermeyin zaya

And verirem ol yaradan Hüda’ya

Bel bağlama devri geçen zamana

Nece eyyam ülüzgarı görüftü[ix].

 

(19. yy. saz şairi, halk kahramanı D.1850 Suhara/Çıldır- Ö. 1913 Suhara Çıldır)

 

Tutuşup aşk alavına vucudu nar olmuşum

Şeyda bülbüller misalı firgatı zar olmuşam

Bu fani dünyada gaflet tutmuştu gözümü

Göz açıp abu gafletten yeni didar olmuşam

 

Uyuban fani dünyada çok sürdüm zevki sefa

Ol hudamın emridir koy çekem çebri cefa

Şefaatçımız sensen ya Muhammet Mustafa

İsyanım hadden aşıf pek günahkâr olmuşam

 

Kamile’m çok nasihat ettim özüm özüme

Ruzi şeb ağlamadan yaşlar doldu gözüme

Mahşerde merhamet eyle vurma günahım yüzüme

Terk edip isyanımı tövbekâr olmuşam

 

(Porsuk ’lu Âşık Musa bu şiiri Şeref Erdoğan’ın düğününde söylemiş)

 

 

Ey gönül gafil ol gani süphana bak

İki cihanın güneşi şevkatınan şana bak

Abu ateş yaki baddan yarattı insan bizi

Koydu göksümüze nur ile imana bak

 

Uyup nefsi enbaraya ömrünü verme havaya

Tut orucun kıl namazın gitme emeyin zaya

Ruzi şeb ağla yalvar ol gani mevlaya

Yarın mahşer gününde Arasat divana bak

 

Uyup dünyaya sürmeyin zevki sefa

Bu fani dünya kmseye eylemedivefa

Şefaat senden isterem ya Muhammed Mustafa

Meşherde merhamet eyleKamilteki divana bak.

 

 

EYLEME

Ey rabbim bu dünyada namerdi şad eyleme

Ona devleti çok verip onu abat eyleme

Namert olan kimseleri sal cehennem cengine

Mahşerde merhamet edip onu azat eyleme

 

Namert olan kimse tarif eder özünü

Mert yiğitler çekmezler onların sözünü

İki cihanda ağ eyle mert yiğidin yüzünü

Mahşerde merhamet et onu kapından eyleme

 

Beçere Kamil söyler öz yüreyini

Kızıldan et mert yiğidin direğini

Daima artır onun çöreğini

Dünyada zaval verip onu berbat eyleme.

 

NEDENDİR

Ey felek senin elinden düşmüşem zara nedendir

Entelip intizar eyler herdem yara nedendir

Muhiddini arabı şamda enelhak yazıldı

Beçere mansuru çektiler dara nedendir

 

Kastı kıldı şahzerdere yezidi melun

Kerbela düzünde döktüler ehmeni gün

Nalet olsun ol yezide her dünü gün

Öyle nüsübet heydarı karara nedendir

 

İbrahim’i nardan sen eyledin azat

Yunusa deryada ettirdin ibadet

Beçere Kamil bu hikmete olmuştur mat

Ölüpken de dirilmek üzere nedendir.

 

BEN

Âşık oldum billahi Beytullah’a ben

Gör beni daim münacaat eylerim Allah’a ben

Guş edip ervah-ı alende hitab-ı izzeti

Verdim ikrarı Atamız Âdem Seyfullah’a ben

 

Genç vaktimde çok gezmiştim cihanı

Bilmemiştim nedir şeriatın ünvanı

Sakalın ağarıp sinnim geçen zamanı

Âşık oldum vallah Resulullaha ben

 

Kamil der keşke bu dünyaya gelmiyeydim

Geldim bari çok ağlaya az güleydim

Vadem bitip ecelimle öleydim

Kara yüzle varmayaydım huzuru Allah’a ben[x]

     Kamil Ağa’nın çocukluk ve gençliği Osmanlı-Rus savaşları ile dolu geçmiştir. Bu münasebetle onu bundan böyle Çıldır ve Çıldırlı kahramanlarla birlikte göreceğiz. Çıldır ilçesi Türklerin kıymetli bir vatan parçası olarak günümüze kadar gelmiştir.

    Milli mücadele (1914-1921) yıllarında Çıldır’ın kurtuluşunda katkıları bulunan kahramanlardan biride Kamil Ağa  (Erdoğan) dır.

   Kamil Ağa Gürcü ve Ermeni savaşlarında üstün hizmet ve başarılarından dolayı TBMM tarafından 1920 yılında çıkarılan 66 sayılı İstiklal madalyası kanunu gereği 05-04-1925 verilen 2599 belge numaralı (kırmızı şeritli) madalya sahibidir.

      Bu üstün başarılarından dolayı TBMM ilk kurulduğunda M. Kemal Atatürk Ardahan Mebusu olarak Mecliste temsil etmesi için davet telgrafı çekmiştir. Bu davet telgrafına kendisi de cevaben yaşının ilerlemesini mazeret göstererek yerine Halit Paşa’nın daha uygun olacağını ilettiği teşekkür telgrafını çekmiştir[xi].
   Kamil Ağa'nın Atatürk'ün Kars'a gelişine yazdığı şiir vardır.
   Kamil Ağa Kazım Karabekir ve Halit Paşayla görüşmüşlüğü vardır.
   Tanrının rahmeti üzerine olsun[xii]!

Kamil Ağa 1944 yılında 87yaşında hakkın rahmetine kavuşmuştur.

AĞA BİNGÖL 1844-1947

Öncül köyünden Sağıroğullarından Hacı Şerif Oğlu Ağa (1935 yeni soyadı Bingöl) 1828 Osmanlı Rus savaşları sırasında Akbaba dağları bölgesinde Bingöllerden dedesi, Hacı Ahmet Ağa tüm ailesiyle birlikte, Çıldır Âşık Şenlik (Yakınsı- Suhara) köyüne gelmiş.1855 Kırım savaşı sırasında Hacı Ahmet Ağa Sağıroğlu ailesi  Kenarbel köyü doğusunda Kenarbel köyü kenarında Hazapen denilen yerde 10 hanelik bir mezra kurmuştur. Hacı Ahmet Ağa vefat edince yerine Mürteza Ağa geçmiş. Ve 1877 (93) savaşı sırasında aile Öncül köyü kuzeyinde Ak-bulak (Ablak) denilen yerde 12 hanelik bir mezra kurup oraya yerleşmiş. Ve nihayet Gürcülerin bölgeden çekilmesiyle oradan bugüne eski bir Gürcü köyü olan Öncül (Zigaristav) köyüne yerleşmişlerdir. Bu köye gelen Mirza Ağa’nın oğlu Hacı Ahmet Ağa (Hacı oğulları soyadı oradan gelmekte.) ve kardeşi Osman Ağa ailesiyle eski adı Kertene (Akkiraz) köyüne gitmiştir. Hacı Ahmet Ağa’nın büyük oğlu Şerif Ağa  (1810- 1895)  Öncül köyünden Ağa Bingöl (Deli Ağa) (1844-1947) cesur atılgan olduğu için Deli Ağa denilen kişi, yine beş oğlu ile birlikte Milli Mücadelede Ermenilere karşı savaşta çarpışan ve en büyük oğlu Lütfü 16 Mart 1918’ de Köroğlu dağı Kanlı dere mevkiinde şehit düştükten sonra, kurtuluşa kadar dört oğlu ile birlikte savaşmış ve Cumhuriyet döneminde bir süre  Kurtkale Bucak Müdürlüğü yapmıştır[1]. İstiklal Madalyası sahibidir.

Araştıran / Derleyen : Erkan Çelik