www.vurallarsut.com

ÇÖZÜME MUHATAP DEĞİLSENİZ SORUNA MUHATAPSINIZ

Dünya siyasi tarihinde bir ilk olsa gerek sorunları birlikte görüşüp hallederiz denilen bir siyasi hareket bizi değil cezaevinde yatan kırk bin insanın katili olan bir katili muhatap alın

 

Dünya siyasi tarihinde bir ilk olsa gerek sorunları birlikte görüşüp hallederiz denilen bir siyasi hareket bizi değil cezaevinde yatan kırk bin insanın katili olan bir katili muhatap alın diyerek kendilerinin yok hükmümde olduğunu ve hiç sayılmaları gerektiğini kamuoyuna ilan etmiştir herhalde. Her ağızlarını açtıklarında halkın iradesi diyenlerin bizatihi kendi varlıklarını inkâr ederek kendilerini hiçleştirenleri tarih notları arasına almıştır.  

Bu milletten aldığı oyu ve kendi siyasi ve hukuki varlığını yok sayan zihniyetin vücut bulduğu parti HDP’nin bu saatten sonra kanun zoruyla kapatılmasına gerek kalmamıştır bizatihi kendileri iradelerini imarlıdaki bir bebek katiline teslim ettiğini ilan ederek kendi elleri ile kapılarına siyasi bir kilit vurmuşlardır.

Şahsi fikrim her zaman terör örgütünün güdümünde hareket eden ve bağımsız iradesi olmayan bu partinin bölgede insanının yaşadığı sorunları çözmekten uzak, demokratik söylemler ile siyasi partiymiş gibi görünmeye çalışan ama siyasetten çok kandil ve imarlıdaki bölücülerin fikriyatına hizmet etmekten öteye gidemedikleridir.

CHP’nin ise içerisinde bulunan ve ısrarla bu partiye gitme isteğinde olan ekibin telkinlerinden uzak durarak bu anlamsız hamlelerine bir son vermesi gerekmektedir. Kendi iradesini yok sayan ve iradelerini parmaklıklar arkasındaki bir katile endeksleyen bir partiden demokratik ve siyasi bir çözümün içinde olmasını beklemenin ne kadar boş bir hayal olduğunu ve halk nezdinde ciddi tepkiye neden olduğunu pek sanmıyorum ama inşallah be sefer anlamışlardır.

Çözüm süreci denilen çözülme sürecinde direkt olarak devlet tarafından muhatap kabul edilen bebek katilinin de halkın ciddi bir oy desteğini alan HDP’nin de bölgeye dair sorunlara çözüm üretme gayesi olmadığı bizzat bu açıklama ile herkese ilan edilmiştir. Bu çıkış malumun ilanıdır.

Devlet ülkede yaşanan tüm sorunlarda olduğu gibi bölgenin sorunlarına da eğilirken araya aracı koymadan direkt olarak vatandaşın eğilimlerini dikkate alarak ancak nihai çözüme ulaşacaktır.

Adı konusunda Kürt sorunudur veya terör sorunudur diyerek uzlaşıma sağlanmasa da ülkede temelinde ülkemizin doğu ve güneydoğusunda yaşanan bu milletin ayrılmaz bir bütünü haline gelen Kürt kökenli insanlarımızın sosyal, kültürel ve ekonomik alanda sorunları olduğu herkesin malumudur. Böyle bir sorun yoktur diyerek sorunu inkâr etmek çözüme değil çözümsüzlüğe hizmet etmektir. Ülkemizde her bölgede ve her etnik kökende insanlarımızın sorunları olduğu aşikardır ve çözümü çok uzun süredir beklenilen ve sürekli bir tarafların kaşıyarak daha da can yakıcı olmasını istediği bu sorun da daha fazla can yakıcı neticeler doğurmadan devletin birlik ve beraberliği muhafaza edilerek ivedi olarak çözülmelidir.  

Bende bu soruna Kürt sorunu denilmesine ve bu isimlendirme ile Kürtleri sorunlarmış gibi toptan bir adlandırmaya tabi tutarak itham etmelerine karşı olmakla beraber sorunun bir ayrılıkçı terör sorunu olduğuna inanlardanım.

Bu süreçte kendilerini iktidar ve muhalefete muhatap diyerek pazarlayan ama gayeleri mevcut sorunları çözüp durumu iyileştirmek daha yaşanabilir bir hayat standardına ulaşma gayesinde olmanın aksine sorunları sürekli bir hale kendilerini ise bu sorunları ile büyüyen yapıların Türkiye Cumhuriyeti’ne düşman olan güçlerin ülke içindeki taşeronluğundan öte bir misyonu olmadığını başta bölge halkı olmak üzere hem iktidar hem de muhalefet tarafından anlaşılmalıdır. Alenen ortada olan bu durumun bir gereği olarak da kendini yok sayan bu bağımsız bir siyasi parti görünümlü ancak hayatını bağımlılık üzerine inşa eden bu yapı ile derhal muhataplıklarını gözden geçirerek bu yanlıştan biran evvel dönemleri gerekmektedir.

Ne bir yerlerden aldıkları gücün diyeti olarak Türk, Kürt demeden katleden terör örgütü liderleri ne de bu terör örgütü liderlerine iradelerini teslim eden sözüm ona siyasi partilere hiçbir şekilde itibar edilmemeli ve hakketmedikleri hiçbir sıfat ve rol kendilerine verilmemelidir.

Hukukun üstünlüğü, kaynakların eşit ve adil paylaşımı ve kültürel farklılıkları ayrışmanın değil birleşmenin tuğlaları sayan bir anlayışın hâkim olduğu politika ve icraatları hayata geçirerek hiçbir aracıya ihtiyaç duymadan bu aziz millet dedelerinin kanları ile sulanmış bu mukaddes toraklarda ve şanlı bayrağımızın gölgesinde birlik ve beraberlik içerisinde ilelebet yaşayacaktır.

Kendi varlığını yok sayanlar, kendini temsil etmekten aciz olup iradesini kendi elleri ile ipotek altına alanlar bu milletin ayrılmaz bir parçası olan hiçbir kimsenin temsilcisi olmamıştır ve olmayacaktır. 

Sinan KARAÇAY

Çıldırmanşet-İstanbul