www.vurallarsut.com

ÇİFTÇİMİZİN KÖYLÜMÜZÜN SESİNİ DUYUN

Bozulan ekolojik denge ve hızla etkisini arttıran küresel ısınmaya bir de insan eliyle tahrip edilen doğal yapının bozulması eklenince ortaya her geçen gün daha ağırlaşan bir tablo çıkmaktadır.

 

ÇİFTÇİMİZİN KÖYLÜMÜZÜN SESİNİ DUYUN

Bozulan ekolojik denge ve hızla etkisini arttıran küresel ısınmaya bir de insan eliyle tahrip edilen doğal yapının bozulması eklenince ortaya her geçen gün daha ağırlaşan bir tablo çıkmaktadır.

Bölgemizde tüm geçimini tarım ve hayvancılıktan karşılayan insanlarımız sürekli tahribata uğrayan doğanın belki de intikam aldığı en şansız kesimlerden biri olmaktadır.

Çıldır’daki tanıdıklarım ile sosyal medya üzerinden bana ulaşan birçok hemşerimiz bölgede yaşanan ve etkisi giderek artan kuraklık nedeni ile çok büyük sıkıntıların yaşanmaya başladığını hayvanlarının beslenmesi için gerekli olan ot ve samanı temin etmekte zorlandıklarını ve bu nedenle birçok kişinin hayvanlarını yok pahasın satmaya başladığı bilgisini vermekteler.

Tarlalarda kuraklık nedeni ile verimin nerede ise yarıya yarı düşmesi nedeni ile saman fiyatları tarihi zirveleri görmeye başladığı bölgede yaşam mücadelesi veren çiftçileri zor bir kış mevsimi beklediğini anlamak için alim olmaya gerek yoktur.

Kuraklık neticesinde ortaya çıkan ot ve saman yokluğuna ek olarak nerdeyse her hafta bir kez zam gelen yem fiyatları da eklendiğinde köylü elindeki hayvanlarına bakamama kaygısı ile tek geçim kaynakları olan hayvanlarını satmak istese de bu seferde fırsat kollayan cambazların bu durumu bahane edip fırsata çevirmesi ile hayvan fiyatları çok düştüğü için yeni bir zarar kalemi ile yüzleşmekteler.  

Yöremizde yaygın olarak kullanılan ‘Yetim hırsızlığa çıktığında ay ilk akşamdan doğar’ değiminin bir tecellisi olsa gerek yaklaşan Eylül ayı ile Tarım Kredi Kooperatifi ödemeleri başlayacak olup zaten zor günler geçiren çiftçilerimizi çok daha zor ve sıkıntılı günler beklemektedir.   

Herkesin kapısında bir traktör var sözleri ile bu vahim durumun aslında bir abartılmış muhaliflikten kaynaklandığını iddia eden kesimin tam aksine kredi ile alınıp kapılara konulan traktörlerin ileriki günlerde ödenmeyen krediler nedeni ile haciz yoluyla toplanması karşısındaki yorumlarını da merakla bekliyor olacağım.

Ülkemizin kendi kendine yetebilen ülkelerden olması her geçen gün daha önem arz ettiği bu günlerde tarımda ve hayvancılıkta tehlike çanları çalmakta çiftçi ve köylülerimizin bozulan ekonomileri neticesinde her geçen gün üretim toplumundan tüketim toplumuna doğru hızla evrilmekteyiz.

Bölgede her geçen gün daha can yakıcı olan bu soruna kalıcı çözüm bulmak yerine saman ithalatının önünü açarak kısa süreli bir çözüm üretmeyi tercih etmek belki de ilk başta faydalı gibi görünse de sorunlara daha kalıcı ve kökten çözümler üretmek en doğru yol olacaktır.

En azından bu sıkıntılı süreçte çiftçinin kredi borçları üzerine yeni faiz yükleri eklenmeden ertelenmeli ve tarımdaki ürün çeşitliliği, sulama ve ekim teknikleri üzerinde ciddi ve kesin çözümler üretecek yeni projelerin devlet eliyle hayata geçirilmesi elzemdir. Her tarlası orana destek vermek yerine ekilen ve biçilen tarlaları olanlara üstelik alınan verim ve ürün kalitesine göre teşvik edici hibe desteklerin hayata geçmesi hem akılcı hem de hakkaniyetli bir strateji olacaktır. 

Aksi halde tarım ülkesinde saman ithalinin önünü açmak tarım politikamızın temeli olarak görülüp alkışlandığı sürece sorun ortadan kalkmayacak aksine büyücek ve ileride çözümü mümkün olmayacaktır.

Bölgemiz insanı her yıldan daha zor durumdadır ve devletimizin büyükşehirlerin büyüsüne kapılmayarak topraklarını bırakmayıp eken ve biçen insanımızın yanında olmasının tam zamanıdır aksi halde bölgede azalan nüfus geçim kaygısı ile daha da azalacak ve insanlarımız zorunlu göç etmek zorunda kalacaktır. Bölgede siyaset yapan aktörlerin parti ayırımı yapmadan bu konuda el birliği ile bölge insanının yaralarına merhem olması elzemdir.

Zaten yaşanması zor olan büyükşehirlere göçün artmaması ve ilerleyen yıllarda daha fazla dışa bağımlı olmamak adına vakit tüm zorluklara rağmen eken, biçen ve üreten insanlarımızın yanında amasız fakatsız olma vaktidir.

Sinan KARAÇAY

Çıldırmanşet- İstanbul