www.vurallarsut.com

2023 SEÇİMLERİNDE İTTİFKLARIN ORTAKLARI DEĞİŞECEK GALİBA

Sinan Karaçay'ın kaleminden

 

9 Temmuz Cuma günü Diyarbakır’da sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı ‘Çözüm sürecini biz başlattık ama sonlandıran biz olamayız. Süreci HDP’nin art niyetli ve gizli gündemleri sonlandırdı’ açıklamasının birçok yönü ile düşünülüp değerlendirilmesi gereken çok önemli ve içerisinde geleceğe dair çok önemli ipuçlarını barındıran bir açıklama olduğu kanaatindeyim.

2009 da Oslo da yapılan gizli görüşmelerle gayri resmi olarak 2013 yılında ise Diyarbakır meydanında bebek katil Öcalan’ın mektubunun okunması ile resmi olarak başlayan ve adına çözüm süreci denilen yanlış muhataplar ile kurulan irtibatlar nedeni ile çözümden çok çözülmeye yol açan bu sürecin buzdolabına kaldırıldığı yine onun mimarı ve uygulayıcısı Ak Parti hükümetince ilan edilmişti. Bu süreçte bölge insanının ülkendeki birçok insanlar gibi sorunlarını çözmek adına bölgede yaşayan devleti ve milleti ile hiçbir sorunu olmayan ancak geçmişten bugüne kadar sirayet eden sıkıntılara muhatap olmuş insanlarımızın ekonomik, sosyal ve kültürel sorunlarını konuşmak ve çözmek için bizzat sorunu yaşayanlar muhatap alınmamış bu sorunları siyasete ve dış güçlerin çıkarlarına malzeme olarak kullanmak isteyen asker ,polis, devlet memuru ve sivil halkı katleden terör örgütü direkt olarak muhatap alınmış adeta bölgedeki tüm Kürt kökenli insanlarımızın temsilcisi olarak terör örgütü PKK ve onun eli kanlı bebek katili lideri ilan edilmiş ve üstelik bu ilan gayri resmi bir ilan değil bizzat devletin en tepesi tarafından yapılan resmi bir ilan olmuştur.

Bu süreçte muhatap alınan imarlının liderliği bu tavır nedeni ile HDP’ye de dikte edilmiş devletin cezaevinde yatan binlerce insanın canını kaybetmesine neden olan kişiye gereksiz bir anlam ve önem yüklenerek ismi ve itibarı tükenme noktasına gelen bu bebek katiline yeniden isim ve itibar kazandırılmıştır.

Devlet bu süreci yaşatmak adına adeta bölgedeki hakimiyetini askıya almış hatta tamamen devlet erkinin yerini bölücü örgüt alarak adeta yıllardır istetmiş oldukları ama buna can verme pahasına müsaade edilmemiş hakimiyet hakkı devlet eliyle örgüte teslim edilmişti.

O günlerde bu teslimiyete ve süreçteki hatalara eleştiri getirenler iktidar tarafından barış düşmanı ve kandan beslenenler olarak ilan edilirken sürecin yanında olanlar ise barış mimarı ve tarihi yeniden yazacak olan kahramanlar olarak ilan edilmiştir. Akil adamlar adını verdikleri onlarca kişiye bizzat bu süreçteki devletin teslimiyetini masum gösterme görevi bile verilmişti.

Ancak zamanla yürütülen bu sürecin ne kadar sıkıntılı olduğu Sur ve Cizre gibi birçok kentte açılan hendekler ve devlete alenen isyan bayrağı açan şehre inmiş terörist isyanları ile ortaya çıkmış ve bu uğurda yüzlerce güvenlik gücü personelimiz şehit olmuş bir o kadarı ise gazi olarak yeniden şehir merkezine yerleşen teröristlerin isyanını kırmıştır.

Süreç daha sonra tam tersine evirilmiş süreci başlatanları devlete ihanete suçlayan MHP yönetimi ve MHP yönetimini ve ülkücüleri kandan beslenenler olarak eleştiren AK Parti yönetimi 15 Temmuz sonrasında aralarındaki tüm söylem ve eleştirileri bir kenara koyarak bir ittifak kurarak herkesi hayretler içerisinde bırakmışlardır.

Bu ittifak kurulurken iki tarafın arasında en büyük eleştiri konusu olan çözüm sürecindeki tüm olumsuzlukların müsebbibi FETÖ terör ilan edilerek çözüm sürecinin mimarı da uygulayıcısı da tek günahkarı da FETÖ terör örgütü ilan edilmiş ve çözüm sürecinin bir hata olduğu kabul edilmiştir.

O günden bu zamana kadar tekrar çözüm sürecine dönülmesinin mümkün olmadığı Cumhur ittifakının büyük ve küçük ortağının hem liderleri hem de parti yetkililerince ilan edilmişti ta ki dün sayın Cumhurbaşkanımızın Diyarbakır’da yaptığı konuşmaya kadar.

Bu konuşmanın çözümlemesinde çözüm süreci doğruydu ve biz bitirmedik HDP bitirdi diyerek o bir zamanlar yüzlerce asker ve polisimizin şehadetlerine neden olan sürece dair iradenin iktidar partisinde halen mevcut olduğu bölgedeki güç merkezlerine yeniden ilan edilmiştir.

Bundan birkaç gün önce de HDP’nin Ak parti ile masaya oturabilecekleri mesajından sonra bu konuşmanın yapılmasının tesadüf olduğunu düşünmek çok safça bir düşünce olacaktır.

Son bir iki yılda özellikle bozulan ekonomik düzenin halkta yarattığı sıkıntılara bir de iktidar içerisindeki kişilerin karanlık ve akçeli işlerle adının anılması Ak Partiye ciddi oy kaybettirmiş ve MHP’nin de oy oranın azalması ile bugünkü yapısı ile cumhur ittifakının 2023 seçimlerinde galip gelme ihtimali zora girmiştir.

İşte yaşanan bu siyasal gelişmeler Ak Partiyi yeniden güneydoğudaki eski siyasal üstünlüğünü kazanma çabası içerisine sokmuş bundan önce terörizm ile özdeş ilan edilen Kürt kökenli vatandaşların oyları yeniden demokratik birer argüman gibi görünmeye başlamış anlaşılan.

Süreç tersine işlemeye başlamış Ak Parti 2023 de yaşanabilecek mağlubiyet ile yeniden Kürt kökenli vatandaşlara dönüş yapıp kapılarını çalmanın mahcubiyeti arasında bir tercih yapmak durumunda kalmış ve anlaşılan tercihlerini mağlubiyetten değil mahcubiyetten yana kullanarak çözüm süreci de dahil bölgedeki eski oy gücüne ulaştırmaya yönelik her hamleye hazırız mesajı vermeye başladılar.

Tabi bu durumda bugüne kadar kayıtsız şartsız desteği ile adeta hükümeti ayakta tutan MHP ve Sayın Devlet Bahçeli’nin ne tavır alacağı ya da bu yapılan konuşmayı nasıl okuyacağı da büyük önem taşımaktadır.

Şahsi kanaatim Devlet Bey’i ilk durakta olmasa da birkaç durak sonra iktidar treninden indirmeyi planlayan Ak Parti yönetimi trene yeni yol arkadaşları almak için düğmeye bastılar ve iktidarı kaybedecekleri ile Devlet Beyin desteğini kaybettikleri arasındaki tercihini Devlet Beyi kaybetmekten yana kullanacaklarını düşünmekteyim.

Ancak buradaki kilit soru Kürt kökenli seçmen bu geri dönüşe nasıl bir tepki verecek ya da Kürt kökenli seçmen Ak Parti’ye yeniden iktidar mührünü verecek mi?

Süreç çok yeni ve değişik siyasi söylem ve hamlelere gebe ve 2023 seçimlerine hem Cumhur ittifakı hem de Millet ittifakı yeni ortaklarla gireceğe benziyor.

 

Sinan KARAÇAY

Çıldırmanşet/İstanbul